Bağlama
dair bir örnek!
Özellikle
dini metinleri doğru anlamak çok çok önemlidir. Çünkü sonuçta yorum anlam
üzerine oturtulmaktadır. Anlam, yanlış algılanmışsa, onun üzerine sağlıklı bir
yorumun yapılmasının imkanı yoktur.
Biz,
gerek Kur’an ayetlerini ve gerekse Hz.
Peygamber’in söz ve fiillerini mutlaklaştırarak bunların bir zaman ve zemin içinde nazil ve varid
oldukları gerçeğini göz ardı ediyoruz. Bu yüzden de çoğu kez metinleri Şâri’in
amacı doğrultusunda anlayamayabiliyoruz.
Bunun
için bir örnek:
Bu
arada örnekleri önemsiyoruz. Çünkü soyut anlatımlar çoğu zaman meramı ifadeye
yetmiyor.
سنن أبي داود ـ (2
/ 280) عَنْ ثَوْبَانَ عَنِ النَّبِىِّ -صلى الله عليه وسلم-
قَالَ « أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ »
İmdi
bu hadis “Hacamat yapan da yaptıran da orucu bozmuş olur” diyor. Şöyle genel
bir kural var: Hüküm, müştak bir kelimeye bağlanması, o hükmün illeti iştikakın
yapıldığı kök anlam olur. Mesela “Zina eden kadın ve zina eden erkeğe yüz celde
vurun!” denildiği zaman, bu hükmün gerekçesinin “zina fiili” olduğu ifade
edilmiş olur.
Buna
göre bu hadiste de orucun bozulmasının hükmü hacamat yapmak ve yaptırmak
olmaktadır.
Acaba bu hadisin vürud maksadı da gerçekten öyle
mi?
Eğer
bizim bu konuda elimizde bir veri bulunmasa, o takdirde biz bu hadisi yukarıda
ifade ettiğimiz biçimde anlamak durumunda olacağız. Oysa bu konuda, meramın
tamda bu olmadığını, böylesi bir çıkarsama ile tezat teşkil edecek beyanlar vardır.
Kaldı ki Hz. Peygamber’in “Kusanın, ihtilam olanın ve hacamat yaptıranın
orucunun bozulmayacağını”[1]
ifade eden açıklaması bulunmaktadır.
Oysa
kaynaklar bize bağlam ve vürud sebebiyle ilgili şöyle bir bilgi veriyor.
شعب الإيمان - (9 /
100) مَرَّ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى رَجُلٍ بَيْنَ
يَدَيْ حَجَّامٍ وَذَلِكَ فِي رَمَضَانَ وَهُمَا يَغْتَابَانِ رَجُلًا، فَقَالَ:
" أَفْطَرَ الْحَجَّامُ وَالْمَحْجُومُ " .
Hz.
Peygamber, Ramazan ayında hacamat yapmakta olan birinin yanından geçiyor.
Hacamat yapan ile yaptıran, bir adamın
gıybetini yapmaktadırlar. Bunu gören Hz. Peygamber: “Hacamat yapan da yaptıran
da oruçlarını bozmuş oldular” buyuruyor.
(Bu
konuda bk. Süyûtî, Esbâbu vürûdi’l-hadîs, Thk. Yahya İsmail Ahmed,
Beyrut 1984)
Eğer
bağlam bu ise, o zaman sözün anlamı tamamen değişmiş olmaktadır.
Daha
önce bu fiilin kendisi orucu bozan bir durum iken, bağlamın dikkate alınması
halinde orucu bozan şeyin hacamat olma
değil, tamamen başka bir şey: gıybet
etme olduğu anlaşılıyor. Bu durumda
hadis, orucun yeme içmeyi terk yanında gıybet gibi onun özünü zedeleyici
fiillerden de uzak durulması gerektiğini işlemiş olmakta, orucun ahlâkîliğini
vurgulamaktadır.
Arada
ne kadar fark vardır!
Bir
şeyin görülmesi için yeterince büyük olması ve gözün bulunması yeterli olmuyor.
İlle ki ışık da olması gerekiyor. Bağlam, anlamı belirleyen böylesi bir ışık
oluyor.
Dua
ile!
09.07.2013
GARİBCE
[1] سنن أبي
داود - (2 / 282) قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- «
لاَ يُفْطِرُ مَنْ قَاءَ وَلاَ مَنِ احْتَلَمَ وَلاَ مَنِ احْتَجَمَ ».