eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2021 Salı

Bağlam ve anlama dair: Lehve’l-hadîs: Müzik ve eğlence

 


 Lehve’l-hadîs :

Lokmân Sûresi  6. Ayet şöyle:

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَر۪ي لَهْوَ الْحَد۪يثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍۙ وَيَتَّخِذَهَا هُزُواًۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ ﴿٦﴾ 

“İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.” (31/6)

İmdi bu ayette geçen lehve’l-hadîs kimilerince söz gelimi müzik diye anlamlandırılıyor ve ondan sonra sanki müzik mutlak anlamda günahmış gibi mahkum ediliyor.

Bağlama bakılmıyor. Oysa anlamı bağlam belirliyor.

Ayetin bağlamı şu:

Mekke döneminde, Nadr b. Hâris, ticaret için İran’a gidiyor, oradan Acem hikâyelerine, efsane ve masallarına dair kitaplar getirip, Kureyş müşriklerine okuyarak şöyle diyordu: “Muhammed (s.a.s) size, Ad ve Semud hikâyelerini anlatıyor. Ben de Acem ve Rum masallarını (yani Rüstem, İsfendiyar, Kisrâ masallarını) okuyorum.”[1] Böylece Nadr b. Hâris onları eğlendiriyor ve bu yolla Kur’an dinlemelerine engel oluyordu.  İşte âyetin inme sebebi budur (bk. Kurtubî, Câmi’, XIV, 251; İbn Kesîr, Tefsîr, V, 377; Elmalılı, Azim bas., VI, 268).(H. Döndüren)

Allah Resulü Kur'an ile insanları hidayete çağırıyor, Kureyş’in elebaşları ise onun davetine mani olmak için her türlü çabayı gösteriyorlardı. Nadr[2] denilen bu çirkef adam da bu işi insanlara pazarladığı Acem palavraları ve masalları ile yapıyor, sırf Kur'an dinlemesinler diye sazlı sözlü eğlence fasılları, lâf eğlenceleri düzenliyordu.

İmdi bu ayet salt ne eğlenceyi ne de onun müzik diye yorumlanması halinde müziği mahkum ediyor. Ayetin maksadı insanları Allah’ın yolundan saptırmada laf eğlencesinin de birtakım insanlarca kullanılıyor olmasıdır.  Belli ki laf eğlencesinin zikri bir örnek ve vakıaya ayna tutma kabilinden olmaktadır. Aslında insanı Allah yolundan alıkoymak ve Hak’tan saptırmak, Hak yolu eğlenceye almak için kullanılan her vasıta uzak durulması gereken şeydir.

Nitekim Kur'an Yolu tefsirimizde bu hususa işaret edilmiş ve şöyle denilmiştir:

“Dünyada maddî haz ve mutluluktan başka gayeleri olmayan insanlar, başkalarını da bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak, alıkoymak, boş şeylerle uğraşmak maksadıyla akıl ve bilgi temeline dayanmayan anlamsız, içi boş sözlere (veya bir yoruma göre) çalgılı eğlencelere kendilerini kaptırır, hayatın gayesini bunlardan ibaret görür, bunlara para harcar; bunları konuşup bunları dinlerler; Allah’ın hikmetli, anlam yüklü ve dolayısıyla kurtarıcı âyetleri kendilerine okunduğunda ise büyüklenerek bunlara kulak tıkayıp sırt çevirirler.  Böylece inançlı ve inkârcı kesimler arasındaki temel bir mantık  ve zihniyet farkı ortaya konmaktadır. “Eğlendirici söz” diye çevirdiğimiz 6. âyetteki lehve’l-hadîs deyimi klasik tefsirlerin çoğunda mûsiki olarak açıklanmış ve bazı tefsirlerde bu âyete dayanılarak şarkı söylemenin, çalgı çalmanın, dinlemenin, bu işin ticaretini yapmanın haram olduğu ileri sürülmüştür. Ancak bu deyimin şirk inancı içeren  sözler veya daha genel olarak insanlar  için herhangi bir fayda getirmeyen boş ve lüzumsuz konuşmalar olduğu yolunda görüşler de zikredilmektedir  (bu görüşler için bk. Taberî, XXI, 60-63). İmam Mâlik bir soru üzerine âyetteki “Allah yolundan saptırmak için” ifadesine dayanarak, “Eğer (müzik) insanı Allah’a karşı görevlerinden alıkoyuyorsa haramdır”  demiştir (Kurtubî, XIV, 54). Kurtubî mûsikinin haram olduğu yolunda aktarılan bazı rivayetleri sıraladıktan sonra ünlü fıkıh bilgini Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’ye (bk. Ahkâmü’l-Kur’ân, III, 1494) dayanarak kendi görüşünü özetle şöyle belirtir: İnsanların kötü duygularını tahrik eden, haramları öven şarkıların haram olduğu açıktır; ancak bu tür sakıncalar taşımayan mûsiki bayram, düğün gibi sevinçli ve mutlu  zamanlarda veya dinlenmeye ve rahatlamaya ihtiyaç duyulduğu durumlarda câizdir (XIV, 55-56).  Bize göre –Taberî’nin  de belirttiği gibi (XXI, 63)– lehve’l-hadîs deyiminin özel olarak şarkı ve mûsiki  anlamına geldiğine dair âyette herhangi bir işaret bulunmadığına göre bu deyimin anlamını mûsiki olarak sınırlamak doğru değildir. Bu iki âyette özetlenen inkârcı psikoloji  ve tavır dikkate alındığında bunun, genel olarak müşriklerin, ilâhî mesajın insanlar üzerindeki etkisini kırmak  veya onları  alay ve eğlence konusu yapmak için ileri sürdükleri içi boş iddialar, laf cambazlıkları şeklinde yorumlanması gerekmektedir. Nitekim 6. “âyetteki “bi-gayri ilm” (bilgisiz olarak) tabiri de bunu desteklemektedir. Eğer mûsiki, şiir vb. etkinlikler böyle bir kötü amaca alet ediliyorsa bunu yapanlar da âyetteki eleştiri kapsamına girer. Ayrıca burada, sadece o dönemdeki inkârcıların  söz konusu tutumları değil, hangi dönemde olursa olsun “Allah’ın yolu”nu tıkama amacına yönelik  zihniyet  ile bunun ürünü olan tavır, tenkit ve faaliyetler de eleştirilmektedir.”  (Heyet, Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2007, IV, 333)

İşte böyle.

Dua ile!

09.02.2021

GARİBCE




[1]  . شعب الإيمان (7/ 166)

فَصْلٌ قَالَ الْحَلِيمِيُّ رَحِمَهُ اللهُ: " وَمِمَّا يُنَاسِبُ هَذَا الْبَابَ وَيَلْتَحِقُ بِجُمْلَتِهِ شَغْلُ الزَّمَانِ بِقِرَاءَةِ كُتِبِ الْأَعَاجِمِ، وَاالرُّكُونُ إِلَيْهَا، وَالتَّكَثُّرُ بِحِفْظِهَا، وَالتَّحَدُّثُ بِمَا فِيهَا، وَالْمُذَاكَرَةُ عِنْدَ الِاجْتِمَاعِ، قَالَ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ: {وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ} [لقمان: 6] يُقَالُ: نَزَلَتْ فِي النَّضْرِ بْنِ الْحَارِثِ كَانَ يَشْتَرِي كُتُبًا فِيهَا أَخْبَارُ الْأَعَاجِمِ، فَكَانَ يَقُولُ لِلْعَرَبِ:: مُحَمَّدٌ يُحَدِّثُكُمْ عَنْ عَادٍ وَثَمُودَ، وَأَنَا أُحَدِّثُكُمْ عَنْ رُسْتُمَ وَاسْفَنْدِيَارَ

[2] Nadr b. Hâris: Kureyş’in zenginlerinden olup ticaret için Hîre’ye ve İran’a giderdi. Bu seyahatleri sırasında Fars sanat ve kültürüyle ilgilenerek ud çalmayı ve şarkı söylemeyi öğrenmiş, oralardan Mekke’ye şarkıcı câriyeler getirmişti… Mekke müşrikleri içinde İslâm’a karşı çıkanların başında geliyordu; sazını ve sözünü Hz. Peygamber’i ve onun dinini kötülemeye hasretmişti. (DİA)

21 Mart 2015 Cumartesi

Bağlamdan kopar, istediğin manayı sar!


Bugün derste Bin Baz’dan bir fetva okuduk. Eğlencenin hükmünü sormuşlar. Cevap olarak küllüsü haram deyiveriyor ve ondan sonra da hemen ayet ve hadis okumaya başlıyor. Yani ben bir şey demiyorum, bak bizzat Allah ve peygamberi böyle söylüyor anlamına getiriyor. Haliyle artık verdiği cevap kendi görüşü olmaktan çıkıyor, din halini alıyor ve tartışılmaz hale geliyor.
Eğlencenin haramlığına kullandığı ayet (31) Lokman suresinin altıncı ayeti oluyor:
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ
Bu ayetin eğlenceye delil olması için  içinde lehv =eğlence kelimesinin geçmesi yetiyor. Bu ayeti yıllarca Suud’un en üst düzey din âlimi ve müftüsü olan merhum eğlence için aleyhte delil olarak kullanıyor. Diyelim ki birkaç insan bir araya gelmiş, aralarında  şarkı türkü söylemişler, eğlenmişler, oynamışlar. İçki vb. gibi menhiyyat yok. Namazdan gaflet de yok. Merhum işte böyle kendi hallerinde eğlenmek isteyen kimseler için yukarıdaki ayeti rahatlıkla delil olarak kullanabiliyor.
Oysa ayetin siyak ve sibakına bakıldığında eğlence ile hiçbir alakasının olmadığı görülüyor. Çünkü bu ayetler surenin başından itibaren bir türlü Hz. Peygamber’in risaletini ve kendisine  Kuran’ın indirilmekte olduğunu kabul etmeyen, Kuran’ı bastırmak için  bin bir türlü çareye, desiseye baş vuran  bir takım müşriklerle ilgilidir.
“1.Elif Lâm Mîm.
2,3.Bunlar, hikmet dolu Kitab’ın; iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir.
4.Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
5.İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
6.İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
7.Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.”[1]
Diyanetin Mealinde şöyle bir not bulunmaktadır:
“Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre, 6. ve 7. âyetler, müşriklerden Nadr b. Hâris hakkında inmiştir. Nadr, ticaret amacıyla Hîre’ye gittiğinde Acem masalları içeren kitaplar satın alır ve döndüğünde Mekkelilere, “Muhammed, size Âd ve Semûd hikâyeleri anlatıyor, ben de Fars ve Bizans hikâyeleri anlatacağım” der ve getirdiklerini okur, böylece insanları Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışırdı”[2].
İnsaf etmek gerekir. Nadr gibi birtakım azılı İslam düşmanının sırf Kuran’ı bastırmak, Hz. Peygamber’in tebliğ için ortaya koyduğu çabayı etkisiz hale getirmek için onlara Rüstem, Behram… gibi Pers efsane kahramanlarının destanlarıyla eğlendirerek Hz. Peygamber’i ve Kuran’ı dinlemelerini engellemeye çalışmalarını istihdaf eden ayetleri, masum bir biçimde sırf biraz hoş vakit geçirmek amaçlı eğlence için kullanmak hiç insaflı değildir.
Habeşli folklor ekibi bizzat Mescid’de icrayı faaliyette bulunurken eğlenmiyorlar ve seyircileri eğlendirmiyorlar da acaba ne yapıyorlardı?!
Hz. Âişe de dahil olmak üzere onları usanıncaya kadar seyredenler ibadet mi ediyorlardı?!.
Gerçekten  baktığınız pencere çok önemli.
Pencere sizin hem ışık kaynağınız, hem yönünüz, hem de baktığınızda göreceğinizi belirleyen şey.
Kendini bir mezhebin bağnazlık duvarları arasına hapsedip de  tek bir pencereden başka ışık kaynağı olmayan ve o pencerenin tayin ettiği görüntülerden başka bir şey de görmeyen insanları sonuçlar itibariyle mazur da görmek lazım.
Ne yapaydı yani? Görmediği şeyleri gördüm mü diyeydi.
Vesselam.
Dua ile!
21.03.2015
GARİBCE



[1] Lokman 31/1-7.
[2] Teyit için bk. bk. Maturîdî, Tevîlât, VIII, 298; Zemahşerî,  Keşşâf, III, 490.

17 Mart 2015 Salı

Babasının kızı Aişe’den bir ders!



Hz. Aişe[1] babasının kızı. Fevkalade zeki ve bir o kadar da anlayışlı.
Nice koca koca sahabileri Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sözlerini yanlış anlamalarına sebep düzelttiği bilinir.
Sahabenin ileri gelen fakihlerindendir.
Peygamberimizle evlenmiş ve müminlerin annesi olmuştur.
Gençliğine, güzelliğine ve zekasına sebep müthiş bir özgüveni vardı ve kıskandığı tek eş, çoktan ölmüş olan Hatice annemizdi. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ona olan sevgi ve vefasını hep kıskanmıştı.
Halden anlayış başlı başına bir erdem olmalı.
Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimiz elbette bu konuda da örnekti.
Genç eşi Aişe’nin o yaşta eğlence arzusunu takdir ederdi.
Habeşistan’dan gelen folklor ekibinin mesciddeki gösterimini Aişe annemizi kendi ridasıyla sarmalayarak usanıncaya kadar  izlemesini sağlamıştı.
Aişe annemiz de öyle idi.
H. 58 M. 678 yılında vefat etmişti. O yüzden de Hz. Peygamber’in vefatının ardından uzun süre yaşamış ve ashaba Hz. Peygamber’in ev hayatı başta olmak üzere onun ahlakını tanıtma bakımından büyük rol oynamış, hadislerin ümmete mal edilmesi konusunda yeri asla doldurulamaz bir etkinlik göstermiştir.
İşte bu annemiz ashabı birçok konuda uyardığı gibi genç kızların davranışları ile ilgili olarak da anlayışlı olunması şeklinde uyarıyor.
Kendisine Hz. Peygamber’in o eşsiz anlayışlı tavrını anlattıktan sonra şu sözleriyle ümmeti uyarmış olmaktadır. O ümmet ki çok geçmeden “fitne” kavramını icad ederek kadınlara karşı pek çok haksızlığı bu perdenin arkasında işlemeyi marifet bilmiştir. İslam tarihinde sanırım bu kadar kaypak başka bir kavram daha yoktur:
“Eğlenceye düşkün olan genç yaştaki kızcağızların durumunu anlayışla karşılayın!”[2]
Evet bizden istenen anlayış.
Bir de ahlak açısından örneklik.
Sen Molla sansınlar diye ağır olmaya çalışma.
Bilge ol, nerede ve kime karşı nasıl davranılması gerektiğini bil yeter.
Dua ile!
17.03.2015
GARİBCE


[1] Ümmü’l-mü’minîn Âişe bint Ebî Bekr es-Sıddîk el-Kureşiyye (ö. 58/678)
[2] صحيح البخاري (7/ 38) 5236 - عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا، قَالَتْ: «رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَسْتُرُنِي بِرِدَائِهِ، وَأَنَا أَنْظُرُ إِلَى الحَبَشَةِ يَلْعَبُونَ فِي المَسْجِدِ، حَتَّى أَكُونَ أَنَا الَّتِي أَسْأَمُ»، فَاقْدُرُوا قَدْرَ الجَارِيَةِ الحَدِيثَةِ السِّنِّ، الحَرِيصَةِ عَلَى اللَّهْوِ.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...