Hamidullah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hamidullah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2025 Pazar

Salih Tuğ Hoca’nın Başına Gelenler!

 


Salih Tuğ Hoca’nın Başına Gelenler!

Hocanın hatıratını baştan sona okuyup bitirdim. Hatırat dediğin böyle olmalı dedim içimden.

Hocanın başına her ne gelmiş ise güzel gelmiş.

Dopdolu bir hayatı olmuş. Bize de ufuk açıcı, ders verici, şükrü gerektirici bir aktarımda bulunmuş.

Her kimin emeği geçti ise güzel akıcı bir hikâye ortaya çıkmış.

Haseki Üçüncü Dönem birincisi olarak talebeler adına konuşmayı bana yaptırmışlardı. Salih Hoca da toplantıyı teşrif etmiş ve sonrasında bana fakülteye gelip kendisini ziyaret etmemi söylemişti.

Sonraları geldim ama bir tane teşrifat görevlisi vardı, onu aşıp da hocaya bir türlü ulaşamadım.

Her ne ise yıllar yılları kovaladı ve emekli olduktan sonra hocayı daha çok ziyaret ettim. O Garibce’yi takip ediyordu ve bana onun üzerinden takılıyordu. Hala da aramalarımda aynı şekilde takılır. Ömrü uzun olsun.

Biz köyden gelmişiz ayağımızda hala terlik ile lavaboya abdest almaya çıkardık. O bunu bizim köylülüğümüze verirdi. Ama takılışı da sevecendi ve kırılmazdık.

Birinde yanında konuşurken incelmem gerektiğini düşünmüş ve duta “tut” demiştim.

İlmin ancak ilim muhitinde yapılabileceğini vurgularken mesela Toroslar’dan ilim adamı çıkmaz derdi. Ucu bana da dokunduğu için ben de “Toroslar’da kalarak hocam” diye düzeltirdim.

“Serhademe” esprisini çok sevmiştim ve ben de sonraları onu çokça kullandım. Her defasında eski esprilerin yenilerce anlaşılmadığını gördüm.

Her neyse hocanın bu hatıratı okunmaya değer.

Sadece kendi hayatı değil, yaşadığı uzun dönemin ilmî, siyasî, iktisadî… hayatına da ışık tutan, çok güzel değerlendirmeler içeren bir hatırat olmuş, hayata tutulmuş bir ayna işlevi görmüş.

Hayatının mihverini Hamidullah Hoca oluşturmuş. Hamidullah hoca benim listemde yirminci asır evliyası listesinin ilk sırasında yer alıyor. Sanıyorum Salih Hocamı da bu listenin bir yerlerine koymam gerekiyor.

Evliya denince bizim aklımıza hemen kaçan, göçen, uçan tipler geliyor.

Bense Garibce nazarımda hayatın içinde yaşanabilir, örnek alınabilir, ayakları yere basan, inançlı ve erdemli kimseleri anlıyorum. Ela inne evliyaallah… ayetinde de özellikleri belirlenirken iman ve takva sahibi olmaları denmiyor mu?

Buna göre inançlı ve erdemli olan herkes sahip olduğu iman ve takva şartıyla bu sınıfa dahil oluyor.

Ben Salih Hoca’yı Allah için seviyorum.

Bu hatıratı da seve seve okudum ve sizlerin de okumanızı tavsiye ediyorum.

Çağın ilim adamı nasıl olurmuş, örneğini onda görebiliriz.

Bize ilim adamının asosyal olması gerektiği söylendi. Fıtratımıza da uygundu ve biz o yolu tuttuk. O yol bizi ideal olmayan bir yere götürdü.

Oysa Salih Hoca öyle değildi.

O hayatın hem içinde hem ona yön veren bir konumdaydı.

Bir kimseyi değerlendirirken bir hocalarına bakarlar bir de yetiştirdiği hocalara.

Salih Hoca’nın her iki yönden de sadece Maşallah’ı var.

Allah hayırlı uzun ömürler versin.

Dua ile!

18.05.2025

 

GARİBCE



4 Ocak 2016 Pazartesi

Salih Tuğ Hoca İle Dersimizin Hitamuhû Misk Oldu!



Salih Tuğ Hoca İle Dersimizin Hitamuhû Misk Oldu!

Fıkhu’s-sîre adlı bir Yüksek Lisans dersim var. Bu ders bana Hayrettin Hocam’dan miras kaldı. Daha doğrusu  hocanın halefi bu derste ben oldum. Şimdiye dek çok güzel geçti, sanırım. Lakin hocalar seçmeli olunca bizim sayı dibe vurdu. Yirmi kişiden ancak üç beş kişi seçiyor.  Genelde bereketli geçmesine rağmen sebebi nedir bilemiyorum.  Yalnız belki ipucu olabilir diye bu dersle ilgili bir hatıramı paylaşayım. Birinde ilk derste  beş altı öğrenci gelmişti. Ben de saf saf derslere devama önem verdiğimi ve bu ders için de Hamidullah Hocanın İslam Peygamberi adlı  değerli eserinin –ki dersimiz açısından kanaatimce en önemli eserdir- biraz insaf ile ikinci cildini okumanın başarı için ön şart olduğunu falan söyledim ve her halde  bunu da ciddi ciddi söyledim. Meğer o ilk hafta öğrencinin hoca değiştirme hakkı varmış. Bir hafta sonra listeye baktık ki onların bir kısmı da belli ki bizim tavrımıza sebep kaçmış. Ne yapalım, öğrenci psikolojisi, belki onlar da haklı. Birçoğu zaten öylesine götürürken üzerine bir sürü yük binmesini istemez zahir. Neyse ki biz bu dersi öğrenci yirmi kadar iken de tek bir öğrenci olduğunda da şimdiye kadar kesintisiz yaptık.
Gayret bizden, bereketi Allah’tandır.
Bu yıl dört öğrenci ile götürdük. İşte bu dersimizin sonuncusunu hitamuhû misk kabilinden olsun diye Serhademe Kurucu Dekanımız Salih Tuğ hocamızla odamızda yaptık. Hocamız lütuf buyurdu yeni çıkarmış olduğu tercüme kitabını da bize hediye etti. Öğrencilerimiz sevgili emekli hocamızı bu vesile ile yakından tanımış oldular. Diğer derslerden de birkaç öğrencinin katılımı ile küçük bir halka oluşturduk ve hocamızı halelemiş olduk. O ışıktı biz de hale yani.  
Neden Salih Hoca derseniz, birincisi Salih Hoca Salih hoca olduğu için. İkincisi onu kendimize hep yakın bulduğumuz için. Üçüncüsü yolumuzu yol edindiği ve bunun fikrî planda çilesini çektiği için. Bir ömür boyu süren idareciliğinde herkesçe ve her kesimce sevilen bir adam olduğu için. Ve tabii ki bizim dersimizle özel alakası da  Hamidullah Hoca’nın Türkiye’de tanınmasında büyük katkısı olduğu ve İslam Peygamberi’ni  Türkçemize kazandırdığı için. Ve bir başka sebep de yukarılarda olduğu halde aşağılarda neler olup bittiğini –ki GARİBCE de buna dahildir- kolaçan ettiği ve ilgilendiği için.
İşte böyle. Sonuçta bizi aynı yolun yolcusu üç kuşak olarak aynı masa etrafında bir araya getiren Rabbimize hamd ettik. Bizi hocamızla daha nice böyle derslerde buluşturmasını, bizi kendilerine hayrulhalef kılmasını Lütf-ı İlahîden diledik. Amin!
Hocamız iki saate yakın bize hayat tecrübesinden kesitler sundu. Ta başından başladı ve günümüze getirdi.
İşte sizinle de paylaşmak istediğim birkaç not.
Rol model çok önemli. Mühim olan iyi örneklerin peşinden gitilmesi. Annem babam benim için çok iyi örnektiler. (Serhademe S. Tuğ)
İlk (Kur'an) hocam Arap hoca adlı mülahham yaşlı bir hanımdı.
Mahmut Bayram ile iki yıl metin üzerinden uygulamalı Arapça okuduk. İkinci (Arapça) hocam Hamidullah'tı. Ben ona basit hikayeler yazardım. Hoca onları düzeltirdi. (Serhademe S. Tuğ)
[Garibce bunca yıl Arapça hocalığı tecrübesinden sonra der ki: Dili öğrenecekseniz gramer ezberleyerek değil, metin üzerinden çözümlemeler yaparak ve en zor olanı da bizzat kendiniz yazmaya çabalayarak öğreneceksiniz. Boşuna kendinizi oyalamayın. Denize girmeden yüzme pratiği olmaz. Bir de bizim oralarda derler ki: Kıç ıslanmadan balık tutulmazmış.]
Yirmi kuruş büyük para. Güzel okuyor olmalıyım ki beni mevlide götürdüler. Çıkarken cebime yirmi kuruş koşmuşlar. Bu benim ilk kazancımdı.
İlk Arapça hocam babamdı. En kötüsüydü. Nasara'yı ezberletemedi. Cızırtılı bir radyom vardı. Ben ondan arar bir Arapça yayın yapan bir istasyon bulurdum. Onu devamlı dinlerdin. Öyle bir hale geldim ki anlamaya başladım ve baba şöyle şöyle olmuş derdim. Nerden biliyorsun derdi. Ben de bak radyo söylüyor derdim. Babam tabi anlamazdı. (Serhademe S. Tuğ)
[Ey talebe-i kiram, sizin eliniz altındaki imkanları bir düşünün. Sizin cızırtılı radyonuz olmayabilir ama öyle imkanlara sahipsiniz ki hem görsel hem duysal hem yazısal, üçü bir arada yani].
Tramvaya asılmak yasak. Bilet üç kuruş on para. Kafamıza bilet kasası yemişliğimiz vardır. (Serhademe S. Tuğ)
[Nasibe bakın ki biz de köye kamyon gelecek de onun arkasından asılacağız. Demek ki neymiş. Çocuk çocukmuş, şehirlisi de köylüsü de...
Tabii bir de bisikletle asılmak varmış yokuşları çıkarken. Garibce'nin bisikleti hiç olmadı. O yüzden hala binmesini beceremez. Gerçi çıplak eşeğe de çok iyi binemezdi ya!]
Süveyş savaşı sebebiyle Ezher'e gidemedim.
Garibce: Buna sebep geriye doğru bir tahassürünüz oldu mu?
Hayır. Akıcı bir dilden başka bir katkısı olmazdı. Ordan görgü alamazdım. (Serhademe S. Tuğ)
[Bu tespit GARİBCE nazarında fevkalade önemli!]
Zeki Velidi Togan'ın kurduğu İslam Araştırmaları Enstitüsü'nde Muhammed Hamidullah mukaveleli hoca olarak her sene üç ay ders verirdi. Derslerine İmam Hatipten Hayrettin Karaman, Saim Yeprem, Fuat Sezgin… de katılırdı. (Serhademe S. Tuğ)
[Demek ki neymiş: Adam olacak talebe hoca seçişinden belli olurmuş.]
Hamidullah Hoca burada kaldığı üç ay içinde denk geldiğinde kurban keserdi. Ben onun kurban memuru idim. (Serhademe S. Tuğ)
Babam bana takılırdı, sen Hocan (Hamidullah) gibi az yemiyor, çok konuşuyorsun. (Serhademe S. Tuğ)
Avrupa'da bir konferansta Halil Günenç hoca dil bilmediği için beraber olduğu Hamidullah hocanın istediği yemeğin aynısı diye işaret etmiş, tabi aç kalmış.
Yaşayanlarımıza uzun ömür ölenlerimize rahmet olsun.
Hoca çok önemli bir uygulamaya da değindi: Hamidullah hocanın babası Halilullah  Haydarabad müftüsü imiş ve insanların güvenini kazanmış mutemet bir kimse olduğu için zekat paraları kendisinde toplanırmış. Hoca bir fon oluşturmuş ve  bu zekat paralarını “İkraz” yani borç olarak kullandırma yoluna gidermiş. Yani alan kişi belli bir süre sonra zekat fonundan aldığı ödünç parayı geri iade edermiş. Bu önemli bir uygulama. Biz ille de “temlik” şartıdır diye bu gibi uygulamaların yolunu açmamışız. O yüzden de bizde zekat bir iş imkanı oluşturma yerine günlük öğün kurtarma şeklinde devam etmiş.
Evet, işte böyle.
Bu vesile ile Salih hocamıza sağlık ve afiyet içinde hayırlı uzun ömürler diliyorum
Dua ile!
04.01.2016
GARİBCE

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Serhademe Salih Tuğ Talebelerle Kendi Adı Verilen Amfide Buluştu


Bugün İlahiyat Fakültemizde, yeni binamızın MC 219 nolu amfisine  serhadememiz kurucu dekan Salih Tuğ hocamızın adının verilmesi münasebetiyle bir etkinlik vardı. Hoca, adının verildiği salonda talebelerimizle buluşturulacak ve yeni öğrencilerin de hocamızı tanımasına imkân verilmiş olacaktı.
Girdiğim sınıfa “Hoca ile hiç yüz yüze gelmeyen kim var?” diye sordum ve çoğu Fransa’dan gelme öğrencileri Hocanın konuşmasını dinlemek üzere salona gönderdim. Çünkü bence o öğrenciler açısından bu bir fırsattı. Benim şu anda Hamidullah Hoca’yı tanımış olmam ve ondan feyz almış olmam benim açımdan ne kadar önemli bir bahtiyarlık ise, bu öğrenciler için de Allah hayırlı uzun ömür versin Salih hoca yarın öyle olacaktı.
Sonra ben de dersi hızla bitirdim ve son dönemin son dersi olması münasebetiyle kapanışı da yaparak öğrencilerimle Hoca’nın sohbetine yetişmek üzere salona gittim.
Memnuniyet verici bir durum olarak salonun iyice dolu olduğunu gördüm. Bu sevindirici idi.
Sonra arkalarda oturduğum yerde Hoca’yı dinledim. Artık sona yaklaşmışlardı. Lakin yine de talebe-yi ulum için paylaşılmasını arzu ettiğim önemli mesajları vardı:
Bunlardan biri tahsil için ön şartın ilgi ve alaka,  sevgi ve merak olduğu idi. Kendisinin latife yollu doktora yapmakta olan öğrencilerine eğer sevgi ve merakınız yoksa boşa yer işgal etmeyin hemen şimdi gidin de yerinize heveslileri gelsin demesi önemli bir mesajdı.
Ceplerimizde taşıdığımız On liralık kâğıt paraların üstünde resmi ve formülü bulunan Ordinaryüs Prof. Cahit ARF’ın matematikteki bu uluslararası başarısını neye borçlu olduğu sorulunca verdiği cevabın “sevgi ve merak” oluşuna gönderme yapmıştı.
Bir ikincisi özellik de bizim alanda ilim tahsilinin hasbi olması gerektiği, karşılığında dünyevi anlamda bir çıkar gözetmenin söz konusu olmadığı, ilmi dünyevi çıkar, şan ve şöhret için kullanmaya kalkanların  dünyada bile akıbetlerinin hoş olmadığı tarzındaki tespiti idi.
Bir üçüncüsü kendisi de eski bir sporcu olan hocanın sağlıklı kalmak için spora düzenli bir şekilde devam edilmesini sağlık vermesi.
Bir dördüncüsü hocalarının ortak bir özelliği olarak hicret vurgusu oldu. Ordinaryüs Prof. olan Zeki Velidi Togan Başkırdistan’dan  İstanbul’a hicret etmek zorunda kalmıştı.
Şu anda uluslar arası haklı bir şöhrete sahip olan Prof. Dr. Fuat Sezgin, 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sırasında üniversiteden uzaklaştırılan ve 147'likler diye bilinen akademisyenler arasındaydı. Almanya’ya giderek Carl Brockelmann’ın Geschichte der arabischen (GAL) adıyla başlattığı işi ileri taşımış 7./14. yüzyıldan itibaren gelişen Arap-İslam edebiyatı tarihine dair 13 ciltlik çalışmasını (Geschichte des Arabischen Schrifttums (GAS) Prof. Sezgin, bu çalışmalarıyla  Suudi Arabistan Kral Faysal Vakfı’nın İslami bilimler ödülünü 1978 yılında ilk alan kişi olmuştu.
Prof.Dr. Fuat Sezgin, Arap-İslam Bilimleri Enstitüsü için hazırladığı bilimsel araç ve gereçlerin benzerlerini yaptırarak, 25 Mayıs 2008 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı İstanbul İslam, Bilim ve Teknoloji Müzesi'nin açılmasında öncü rol oynamıştır.
Üçüncü isim olarak da benim de hocam olması sebebiyle anılmasından haklı bir sevinç duyduğum Hamidullah’ın memleketi Haydarabad’tan sürülüp Fransa’da vatansız olarak yaşamaya mecbur edilmesi ve burada pek çok uluslararası düzeyde çalışmaya imza atması, İslam’ın Avrupa’da tanınması konusunda önemli hizmetler görmesi.
Hicret ile hicran aynı kökten geliyor, illa ki ayrılık ve ucunda bir acı her daim  var oluyor. Gurbet de öyle. İşte o acılardır ki, kendi haline bırakılacak olsa kokuşacak olan ham deriyi tuz ve şapın pişirmesi gibi ilim talibinin hamlıklarını gideriyor ve onu pişirip olgunlaştırıyor.
Bitirirken Uğur Derman’ın dinleyicilerine “Çok güzel dinliyorsunuz, ama hiç kimse not almıyor!” şeklindeki sözüyle genç talebelerimize olan tarizi vardı. Buna karşı Garibce gibi kimileri sıraların altından çıkardıkları defterlerini sallayarak cevap verdiler. Akıllı telefonların devrede olduğu söylendi.
Bir arkadaşımızın da hocanın hatıralarının kitaplaşmış şeklini görme arzu ve temennisi vardı ve Dekan tarafından bu hatıratın adı da hemen oracıkta konulmuştu: Salihnâme.
Dua ile!
20.05.2015

GARİBCE


30 Mayıs 2013 Perşembe

Siyer ve Fıkıh dersimizin ardından!


Bu yılın da sonuna geldik. Şükür olsun.
Arkamızda bir yılın muhasebesi var. Kâr mı ettik zarar mı? Elbette ki bunu zaman gösterecek ve ama çoğu kez biz bu sonucu pek bilemeyeceğiz.
Dün yüksek lisanstan bir grup öğrencimizle sohbet ettik. Fıkıh ve Siyer dersimizde okumalarını mecbur tuttuğum ve  sınıfı geçmeleri için de önkoşul saydığım kitaplarımız oldu. Hamidullah’ın İslam Peygamberi’nin ikinci cildi de bunların başında geliyordu.
Okuduklarından emin olmak için hem kitaplarına bakıyorum, nelerin altını çizip çizmediklerine bakıyorum. Ve okuduklarına kani olunca da bir hatıra imzası atıyorum.
Bu arada intibalarını soruyorum.
Bir öğrencimiz: “Hocam!” dedi. “Bu kitabı ben daha önce de okumuştum! Ama bu okumamda daha farklı bir biçimde yararlandım. Çünkü sizin özellikle cahiliye dönemi ile ilgili anlattıklarınız sebebiyle bende yeni bir bakış oluşmuştu ve o gözle de okuyunca daha önce fark edemediğim şeyleri görmem mümkün oldu!”
“İşte bu!”dedim.
Bizim aradığımız tam anlamıyla işte bu!
Hocalık denilen şey bu. “Falanca hoca bana çok şey öğretti” demek yerine “Falanca hoca bende yeni ufuklar açtı ve ben bu sayede daha önce göremediklerimi görür oldum, farkına varamadıklarımın farkına vardım” diyebilmek asıl hüner olmalı.
Gerçekten de öyle. Garibce olarak hep iki şeyi vurgulamışızdır: Derinlik ve Ufuk: Derinlik bilgi ile, ufuk ise görgü ile diye. Ne kadar çok okursanız, ne kadar çok tahsil ederseniz bilginiz o kadar artar. Ama bununla yetinirseniz mücerret derinleşmenin ötesinde ufuk kazanamazsınız. Ve bu sizi bilginin girdabına çeker, dünyadan alır koparır ve bütünü göremez olursunuz.
Ne kadar çok farklı pencereden bakabilen hocalarınız olursa, ne kadar çok yer gezer ve görürseniz o kadar ufkunuz geniş olur.
Ben okunması pek de kolay olmayan bu kitabı mecbur tutarken acaba öğrencilerime haksızlık mı ediyorum, falan gibi bazen aklımdan düşünceler geçiyordu. Yıllardır bu ders sebebiyle bu kitabı okuyanların sayısı yüzleri aşmıştır. Şimdiye kadar “Hocam! Bu kitabı  da nereden çıkardın?” Yahut, “Bu kitabı da niye okuttun?” diyen çıkmadı. Hep buna sebep müteşekkir olduklarını söylediler.
Dünkü kızımızın ifadesiyle, bu ders sebebiyle kazanmış olduğu yeni bir ufuk ile bu kitabı yeniden okuma şansını yakalamış olması ve bunun farkındalığı ise benim tüm kaygılarımı aldı götürdü.
Öğrencilerimize başarılar.
Bu vesile ile Hamidullah Hocamıza da Allah’tan bir kere daha rahmet dilemiş olalım.
İnsanın geride, okuyanların istifade ettiği ve yazarına rahmet okumayı üzerine bir borç hissettiği güzel eserler vermiş olması ne saadet!
Daha güzellerini yazma dileğimiz olsun!
Dua ile!
30.05.2013

GARİBCE



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...