1 Ekim 2016 Cumartesi
28 Eylül 2016 Çarşamba
Torosların Ehmet'i: Cansız ata bindin acıyı bize verdin
Hep yollardaydın azminle aşar
giderdin
Dağ taş ovadan davet gelir derdin
Bu sefer öyle bir davetiye geldi ki
Cansız ata bindin acıyı bize verdin
Gittin ağabey yoktu dönüşü bu
gidişin
Bitiriverdi yarım kalan bütün işin
Buluşmak artık bilirim kaldı mahşere
Kahreyledi habersizce bu veda
edişin
Yaşlılar sıra
sıra gençler ara sıra
Savdın sen sıranı
erdin Yüce huzura
Binlerle şahit
etti gönülden tezkiye
Böylesi vedayı
cümleye lütuf buyura
Dua ile!
28.09.2016
GARİBCE
27 Eylül 2016 Salı
Hakka yürüdü Torosların Ehmet’i
Fani dünyada nice zahmeti
Çekmişti Torosların Ehmet’i
Gönüllere sevgiyle
rahmeti
Ekmişti Torosların Ehmet’i
Hayran kılardı dupduru özü
Söz deminde bilir idi sözü
Sanki uçmaklara iki gözü
Dikmişti Torosların Ehmet’i
Kibir mi asla geçit vermedi
Elinde “çıbık” peder görmedi
Makam mevkiden parsa dermedi
Örnekti Torosların Ehmet’i
Koca Reisti, benim abimdi
Ameli salih, kalbi selimdi
Bir kaza ki ne kadar elimdi
Uçtu gitti Torosların Ehmet’i
Duamız seninle!
GARİBCE
23 Eylül 2016 Cuma
Hayr u birre lütfü Sübhandır
Dedim içimde iyi bir ses var
Dedi o Tanrı sesi vicdandır
Dedim ama fit verip dürtüyor
Dedi eyvah o lain şeytandır
Dedim yorgun argın varanda
Akşam olup yatağa yatanda
Bir huzur ki sarar beni anda
Dedi hayru birre lütfü Sübhandır
Dedim bazen de olur yatarım
Sanki kemirti sesi duyarım
Uyku yok koyunları sayarım
Dedi ettiğin halta burhandır
Hatam çok Garibce beşerim
Zebunu nefsim günah işlerim
Yığılır cürmüm yese düşerim
Dedi ne gam O afta sultandır
Gaffaru’z-zünub Rahim Rahmandır
Dua ile!
23.09.2016
GARİBCE
22 Eylül 2016 Perşembe
Yedi uçmak bekler seni
Meveddet[1]
ile bakarsın
Ta gönüllere akarsın
Takmayanı da takarsın
Saygı sevgi sarar seni
Su gibi aziz olanda
Daim yatağın bulanda
Büyük küçük durmaz anda
Köşe bucak arar seni
Halika ilkendir taat
Cümle mahlukata şefkat
Lütfile ger elde berat
Yedi uçmak bekler seni
Cem ile adli hikmeti
Hem şecaati iffeti
Def edende rezileti
Hak erenlere ekler seni
Garibce, recan[2]
kıl ekmeğin
Havf ile erisin yüreğin
Her ne ise burda ektiğin
Anla karşılar melekler seni
Dua ile!
22.09.2016
GARİBCE
20 Eylül 2016 Salı
Yoksulluk yıldırır, varsıllık azdırır
Yoksulluk
yıldırır, varsıllık azdırır.
Ne mutlu
yoksul olup yılmayana, varsıl olup azmayana!
Yoksulluk
yıldırır varsıllık azdırır. Bu genelleme ne kadar doğrudur bilmem. Ama
başaranlar hep yoksulluğa rağmen yılmayanlar, zenginliğe rağmen azmayanlardır.
Bugünkü sohbetimizde
Abdullah Köşe abim anlattı:
İbn Hazm (ö.
456/1064) vezir oğlu, kendisi de vezirlik yapmış biri. Yüksek, varlıklı, zengin
bir aileden gelme. Bununla birlikte müçtehitlik derecesinde ilmî paye sahibi.
Buna
mukabil İbn Abdilberr (ö. 463/1071) ise
gariban, yoksul bir aileden gelme, elinden tutacak hiç kimsesi yok. Bununla
birlikte kendisini yetiştirmiş, büyük bir âlim olmuş. Herkesi eleştirmekle
meşhur İbn Hazm’ın bile övgüsünü almış.
İbn Abdilberr,
İbn Hazm'a demiş ki:
"Eğer sen
vezir oğlu, zengin bir aileye mensup biri olmasaydın, elinden tutanın, sana
arka çıkanın olmasaydı asla bu yere gelemezdin!”
O da:
“Sen de fakir
bir aile çocuğu olduğun için, elinden tutan biri olmadığından bu mevkie
gelebildin. Eğer zengin bir aile çocuğu olsaydın asla bu ilmi mevkie
gelemezdin!” demiş.
O da:
"Neden?" deyince:
İbn Hazm:
"Zengin bir aile çocuğunun okuması o kadar kolay mı?" diye yanıtlamış.
Hangisi haklı?
İkisi de
durduğu yerde başarılı olmamış. Biri gaza basarken, öbürü hep frene basmış.
Sonunda her ikisi de başarıda buluşmuş.
Azmin elinden
ne kurtulur.
Yolun
aşamadığı engel mi olur.
Dua ile!
20.09.2016
GARİBCE
19 Eylül 2016 Pazartesi
Bir arkadaşım oldu
Bir arkadaşım oldu
İki gözlü sadık özlü
Kalbim anda huzur buldu
Tatlı dilli güler yüzlü
Dost deyu birin buldum
İki elli iki yüzlü
Anda saçım başım yoldum
Yılan dilli ağu
sözlü
Adın andım dilim
yandı
Anda kaçtı gitti
huzur
Halka saygım
korku sandı
Haza ahmak işte
budur
Utanmaz bir yüz
hak bilmez
Onun bunun biner
sırtına
Kalem yazar devran
silmez
Rüzgar eken
biçer fırtına
Garibce bilir, eden
bulur
Kemlik kimseye
kar kalmaz
Çalım satan
alçak olur
Kendin bilende
ar kalmaz
Dua ile!
19.09.2016
GARİBCE
18 Eylül 2016 Pazar
Muhabbet olsun harcımız!
Allah’ım! Hasret
koma bizi birliğe
Adım atalım hep
birlikte dirliğe
Bir eyle Allah’ım
diri olalım
İçerde dışarda
hep iri olalım
Güçlü kıl bizi gitmesin
hiç yelimiz
Hain görmesin ata
yurdu ilimiz
Allah ve Resulüne
taat borcumuz
Yek vücut kıl
muhabbet olsun harcımız
Çekişip çıkar
peşinde gevşetme bizi[1]
Nifakla düşman
biliriz birbirimizi
Kaos hüküm sürer
Hercü merc olur
Herkes kendini
fitne içinde bulur
Allah’ım sen
koru bizi nifaktan
Koru her türlü
örülmüş tuzaktan
Şehre inmiş
şimdi yol kesen eşkıya
Cümle değerlere
mezat olmuş dünya
Kurtlar bürünmüş
de kuzu postuna
Kimse güvenmez
olmuş bildik dostuna
Kimi Mesih olmuş
da ümmet benim der
Kimi hatta
resullük davası güder
Kimi mehdi benim
diye tutturur
Nasıl olsa kapısı
hep açık durur
O kapı açık
duranda ey müslüman
Daha çok zorlanır
sen buna inan
Allah’ım sen verdin
akıl, koyup başa
Bizse ne lazım
dedik çaldık taşa
Sen sıratı
müstakim dedin bilmedik
Herze bırakmadık
dünyada yemedik
Sırat kıldan
ince kılıçtan keskindi
Ancak ondan
geçebilen yetkindi
Lakin bilemedik
neydi acep sırat
Dünyadaki
yaşamdı oysa murat
“Emrolunduğun
gibi yol tut dosdoğru”[2]
Sahib-istikamet:
maksat işte buydu
Özünde doğru
olmak, hem sözünde
Ve işinde güven
veren nâs gözünde
İşte yol sana kıldan
ince kılıçtan keskin
Müslümanım diyen
haydi beri gelsin
Ey insan unutma
cennetin de sensin
Cehennemin de
burda inşa edersin
Allah’ım acı şu
Garibce kuluna
Feda olsun varı
yoğu Hak yoluna
Sen Hadi’sin
hidayet ancak sendendir
Af senden, hata günah
ise bendendir
Hatam bir yanda
affınsa diğer yanda
Ne gam kalır ne
tasa, mizan koyanda
Dua ile!
18.09.2016
GARİBCE
2016 Kurban bayramı üçüncü günü Develi Sarıkaya köyümüzün birlik, beraberlik ve dirlik günü. Eski bir geleneği ihya etmede öncülük eden başta imamımız Yücel Ateş olmak üzere yemeği pişiren Abdullah İlhan ve aşçısına, Muhtar ve tüm emeği geçenlere, katılımlarıyla onurlandıran misafirlerimize, sevgili hemşehrilerimize, eski muhtar Kiraz'a, Fadime Ablama ve diğer hanımlara, sofrada öncelik verilen geleceğimiz çocuklarımıza teşekkür ederim, bu hayırlı geleneğin daha bir aşk ve şevkle sürdürülmesi için herkesten katkı beklediğimi belirtir, daha nice hayırlı vesilelerle bir araya gelmemize imkan vermesini yüce Allah'tan dua ederim.
[1] وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا
فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
1 Eylül 2016 Perşembe
Koca dünya bize dar geliyor
Emanetin yükü
binmiş boyuna
Hayat bize iyi
mi zor geliyor
Bunca nimet
düşmüşken payına
Şükür etmek nanköre
ar geliyor
Kul olmak, kula neden
gelir ağır
Beşir ve nezire hep
olur sağır
Azcık acısa aşı
bilmez sabır
Koca dünya bize
dar geliyor
Müseyyebdir,
değil özüne hakim
Ne gündüz saimdir
ne gece kaim
Kilitlidir, kabzı
yaşar her daim
Anda bedeni ruha
dar geliyor
Garibceyim ayrı
düştüm sıladan
Halim ancak
bilir beni Yaradan
Kovup ağyarı ırarsam
aradan
Bakmışsın ki ey
gönül yar geliyor
Dua ile!
01.09.2016
GARİBCE
Kaygıyı çayıra salmış diyorlar
Alnında yer etse de yılların izi
Ardından torunlar gelse de bir dizi
Tanımaz olsalar da yetmeler bizi
Ruhları yedisinde kalmış diyorlar
Pörsüse bedenin tenin kırış kırış
Bükülse belin kambur çıksa bir
karış
Kıyamın olsa gayrı rükua varış
Adam kaygıyı çayra salmış diyorlar
Bir Garibce olsan gurbet ellerinde
Yadın bile olmasa dost dillerinde
Baykuş tünese bir ömür güllerinde
Ne mütref bir
hayata dalmış diyorlar
(Mübtela-yı daüssıla
Teyzem oğlu İbrahime’e ithaf)
Dua ile!
01.09.2016
GARİBCE
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














































