31 Temmuz 2019 Çarşamba

SİYASET ÜZERİNE




Siyaset üzerine sözü uzatmak niyetinde değilim, sadece bir âyet meali ve içinde geçen dört temel kavramı açıklamak istiyorum. Hepsi o kadar.
“Andolsun biz elçilerimizi beyyinelerle (açık kanıtlarla) gönderdik ve onlarla beraber Kitâb’ı ve mizanı (hak ölçütleri) indirdik ki insanlar adaleti yerine getirsinler. Ve kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlara birçok yararlar bulunan demiri indirdik...” (Hadîd 57/25)
 Bu cami (toplayıcı) âyette, dört önemli terim geçmektedir. Bunlar kitap, mizan, kıst ve hadîddir.
“el-Kitâb”, son ve ekmel dinin ilke ve esaslarını içeren Kur'ân-ı Kerîm olmaktadır. Ölçütleri verir. Her şeyin kıstaslığı ondadır.
“el-Mîzân”, doğru tartan, hassas bir terazi olup, adaleti dağıtmada kullanılan yol, yöntem ve araçları sembolize eder.
“el-Kıst” ise, adaletin dağıtılması sonucu ortaya çıkan muvazene halidir. Hayatın her yönü lâyıkı veçhile ele alınır ve hiçbir yönü ihmal edilmeksizin dengeli, ahenkli ve düzenli bir yaşam tarzı ortaya konur. Hiçbir kimse ya da grubun, başka biri ya da grup üzerine tasallut ya da tecavüzde bulunmasına imkân verilmez.
“el-Hadîd” demir demektir ve kuvveti remzeder. Kitabın ilke ve esaslarının hayata geçirilmesi, adalet terazisinin işlevsel kılınması ve toplum içinde her türlü dengelerin kurulması için işte bu gücün desteğine ihtiyaç vardır.
Bunlar ahenkli bir şekilde bir araya gelmişse, orada hikmetli siyaset var demektir.

Dua ile!
31.07.2019
GARİBCE


10 Temmuz 2019 Çarşamba

Hilafet bende çün emanet bende!




Bende oldu hilafet
Çün bendedir emanet
Kulluk bana azatlık
Benlik gütmek bir afet

Halife sahip değil
Varlığı emanet bil
Kul olmak kula ardır
Sen sade Hakk’a eğil

Garibce halifeyim
Yeryüzü ekeneğim
Aklım başımda nasıl
Faniye güveneyim

Bu yurdumda ekerim
Ahretimde biçerim
Ben hep çektiklerimi
Nadanlıktan çekerim

Halik Çalap uludur
Yolum O’nun yoludur
Şek şüphe olmaz asla
Kalbim iman doludur

Muhammed resul kuludur
Yolunda üsvemiz odur
Necat ister isen şayet
Ona isyandan uzak dur

Dua ile!
10.07.2019
GARİBCE




9 Temmuz 2019 Salı

Bir şeytan bir de kader olmasa III


İnsan olan vefayı bilmez mi?
Mazlum olan gözyaşın silmez mi?
Sadaka deyü yüzü gülmez mi?
Bir şeytan bir de kader olmasa

Her işini Hak için yapacak
Hakkı hak bilip Hakk’a tapacak
Kalpler zikir ile huzur bulacak
Bir şeytan bir de kader olmasa

Emek verip ilim ile dolacak
Gündüz saim gece kaim olacak
Hem sırat üzere daim olacak
Bir şeytan bir de şu kader olmasa

Nice gün gördüm nice yaş yaşadım
Garibce’dir ahbab beyninde adım
Hamlık gider özde gelirdi tadım
Bir şeytan bir de şu kader olmasa

Dua ile!
09.07.2019
GARİBCE

Bir şeytan bir de kader olmasa II


Bozuldu düzen berde bahirde[1]
Sebep insandı evvel ahirde
Nasıl aklardı kendin zahirde
Bir şeytan bir de kader olmasa

İnancı yok cıfıt olmuş vicdan
Abalı hep tem talih kör şeytan
O da olacaktı iyi insan
Bir şeytan bir de kader olmasa


Çıkar yola, baş koyar el ile
Usanç bürür görünce gaile
O da varırdı elbet menzile
Bir şeytan bir de kader olmasa



[1] ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِي النَّاسِ لِيُذ۪يقَهُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
"İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır."  (Rûm 30/41)

8 Temmuz 2019 Pazartesi

Bir şeytan bir de kader olmasa





Çekemez yükümü ayaklarım
Dümdüz yolda bile dayaklarım
Bunca haltı ben nasıl aklarım
Bir şeytan bir de kader olmasa

Bayındır olurdu viraneler
Evliya olurdu divaneler
Bom boş olurdu mahpusaneler
Bir şeytan bir de kader olmasa

Suçlu yok, kader mahkumu herkes
Fatura mı dedin kadere kes
Aç da doyacak alacak nefes
Bir şeytan bir de kader olmasa

Yazgım oldu çözümsüz bilmecem
Ahu zarla geçer gündüz gecem
Duyulur sözün belki Garibcem
Bir şeytan bir de kader olmasa
Dua ile!
08.07.2019
GARİBCE

5 Temmuz 2019 Cuma

Rıdvan olsun sevincim




Senindir Batı Doğu
Hayreyle varı yoğu
Kılma içinde ağu
Helal eyle kazancım

Hak’tan beni ayırma
Şehvet ile azdırma
Adım şaki yazdırma
Sensin benim güvencim

Hakka köle et beni
Hayra kıl davet beni
Günah çok affet beni
Sensin benim inancım

Sırat kıldan pek ince
Yüz ak hesap verince
Garibce ne deyince
Rıdvan olsun sevincim

Dua ile!
05.07.2019
GARİBCE

28 Haziran 2019 Cuma

Elinde cübbe mezuniyet heyecanı yaşayan öğrencimize!



Kanatlarım takarım
Uçmaya bakarım
Nerde Hakkı görsem
Mail olur akarım

Özüm Hakk’a tutarım
İlme ilim katarım
Yorgun argın olsam da
Huzur ile yatarım

İlme talip ararım
Veli nimet bakarım
Hak yolunda özümü
Çıra eder yakarım

Daim Hakk’a bakarım
Ne usanır bıkarım
Garibce’yim yükümü
Kapısına yıkarım

Dua ile!
28.06.2019
GARİBCE

26 Haziran 2019 Çarşamba

Medreselerin Açılışı: Aynı olgu ve iki değerlendirme.




Biri ileriye doğru bakış ve duyulan endişe, diğeri geriye doğru bir anlamlandırma ve nedamet.
Her iki bakış da olguyu olumsuzluyor, “Olanda hayır vardır!” demiyor.
Olay: Nizamiye Medreselerinin açılışı.
Maveraünnehir uleması bu haberi duyunca ilim adına gıyabi cenaze namazı kılıyorlar ve diyorlar ki: “Artık ilim öldü. Çünkü onunla şerefli insanlar sırf Allah rızası için uğraşıyorlardı, ilim bizatihi kendi değeri ile talip buluyordu. Şimdi ise artık makam ve mevki için şart oldu, o makamlara tırmanmak isteyenler ilmi kendi süfli arzularına bir araç kılacaklar ve bunun sonunda ilim nurunu kaybedecek…!”
Sen olsan şimdi böyle bir durumda ilim adına yas tutmaz mısın? Haydin, buyurun cenaze namazına!
Öbürü ise günümüzden geriye doğru bir bakış ve değerlendirme: Ali Bardakoğlu İstanbul Müftülüğü ’nün çıkarmış olduğu Din ve Hayat dergisinin  38. sayısında (İlkbahar 2019, s. 27-31)  sayısındaki “İslamofobi Baskısı Altında Kalmadan Klasik Fıkhı Yeniden Düşünmek” adlı yazısında aynı olguya gene olumsuzlayan bir değerlendirmede bulunuyor ve şöyle diyor:
“(İlk başta) Yıllarca fıkhın hayat ve toplumla ilişkisi canlı şekilde devam etti. Yeri geldi fıkıh yeni bölgelerin kültürüne belli katkılar sağladı; yeri geldi İslam’ın gittiği yeni coğrafyaların birikim ve şartları fıkha yeni açılımlar kazandırdı. Ancak Nizamiye medresesi geleneği ve klasik fıkıh literatürünün aynı zamanda bir eğitim aracı olmaya başlaması dogmatik anlayışın habercisi gibiydi.
… Neticede fıkıh, çoğu zaman geçmiş dönemlerin hayatını bize model olarak sunan, hatta o dönem şartlarında yaşamayı dini bir ödev olarak özendiren bilgi yığınına dönüştü. Fıkhın bu haliyle geleneği resmetmekle yetinmesi, hatta şeriatı da İslam’ı da temsil eder şekilde algılanması, gelenekçilikten de öte çok ciddi sorunları önümüze çıkardı. Sonuçta bu, fıkhın işlevinde bir daralma ve onun bugüne ve ileriye bakan boyutunun gölgede kalması demektir. Hatta böyle bir fıkıh algısı Müslümanları sadece tarihe hapsetmekle ve formel dindarlığa sevketmekle kalmaz onların dinin ana mesajından ve İslam ahlakının temel değerlerinden uzaklaştırma riskini de taşır. Nitekim gelişmelerin de bu yönde seyrettiği görülmektedir.”
Bir medeniyet kurumlar olmadan olur mu? Elbet olmaz. Ne var ki kurumlar oluştukça ve zamanla iyice de oturdukça ruhunu kaybetmeye başlıyor. Ondan sonra bir zamanlar hayat sebebi olan aynı kurum bu kez kangren olmuş bur uzva dönüşüyor. Aynen Yeniçeri Ocağı gibi. Gün geliyor vaktiyle zaferden zafere koşturan bir kurumdan kurtulmak için Vaka-i Hayriyeler gerekiyor.
İşte böyle!

Dua ile!
26.06.2019
GARİBCE


21 Haziran 2019 Cuma

Usulsüz iş olası değil


İtikat hep yakini arar
Furu, ahkamı zanna dayar
Vehme asla olmaz itibar
Usulsüz iş olası değil

Ölçemi olur yarar zarar
Hep orta yolda olur karar
Dengelenir doğar istikrar
İfrat tefrit bulası değil

Musa’yım ben Kısas isterim
İsa dedi Affedin derim
Muhammad’im Hakkı güderim
Nadan olan bilesi değil

21.06.2019
GARİBCE

17 Haziran 2019 Pazartesi

Mağsub tahtında tacındır şehadet


Firavun ülkesi hikaye bildik
Binlerle Mursi'yi de şehit verdik
Masum canlar ahlar göğe ağar
Umut bitti derler Musa doğar
İnna lillâh varış O'na akıbet
Mağsub tahtında tacındır şehadet

17.06.2019
GARİBCE
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...