Emekli Oldum.
(05.03.2023)Böyle olacağı belliydi.😊
Emekli Oldum.
(05.03.2023)
“Allah yardım etsin!” dedim.
“Âmin!” dedi. “Amin, Âmin!” de duanın şartını da yerine
getirdin mi?” dedi.
“Ne şartı?” dedim.
“Kabul şartı” dedi.
“O da nesi?” dedim.
“Önce senin Allah’a yardım etmen” dedi.
“Tövbe!” dedim. “Hem bunu da nereden çıkardın”
“Tanrı buyruğu” dedi ve okudu:
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا
اِنْ تَنْصُرُوا اللّٰهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ اَقْدَامَكُمْ
"Ey iman edenler! Allah’a yardım ederseniz O da size
yardım eder." (Muhammed 47/7)
“Ben Allah’a nasıl yardım edebilirim ki!” dedim.
“Elinle!” dedi. “Hem duymadın mı “Allah’ın kulu Allah’ın kolu!”
“Nasıl yani?” dedim.
“Bak!” dedi, “sen şimdi gene dualarına devam et, fakat önce
düşeni kaldırmak için ona elini uzat. Uzattığın o el, Allah’ın eli olacaktır.”
“Akif’in dediği gibi Allah’ı vekil harcımız olarak
gördüğümüz yeter. Gayrı Allah’ın eli olmak lazım!” dedi.
Biraz utandım. Ama “İyi ki varsın!” dedim. “Özüme ayna tuttun
ve emanetin sahibi olan bana, kuluna uzanan Allah’ın eli olduğumu hatırlattın.”
Öyle ya Allah Teâlâ melekut alemini melekler eliyle, insanlık
dünyasını da emanetin sahibi insan eliyle emr ve tedvir ediyordu.
Ve insandı sorumlu olan: Dünyasını cennetse cennet,
cehennemse cehennem yapan oydu. Düzeni kuran da bozguna sebep olan da oydu.
Ama sonuçta o, Allah’ın kendisine olan güveninin elbette
farkındaydı ve bu güveni boşa çıkarmayacaktı.
İnsana selam olsun.
GARİBCE
Dua ile!
11.02.2023
Etiketler: Allah’a yardım, Allah’ın eli, duanın şartı
Hangisinden kaçınılırdı?
Hangisine sığınılırdı?
Bilemedik bir türlü.
Başımız sağ olsun!
---oOo---
Evet, başımız sağ olsun.
Olacak olur, ölecek ölür…
Varsa kaderde olmamaya çare mi var!
el-Hak doğrudur. Kaderde ne varsa o olur.
Ne ki kaderin içinde iki kader var: Biri O’nun yazdığı,
diğeri senin yazdığın.
O’nun yazdığı takdir idi. Senin yazdığın ise tedbir.
O’nun takdirinde ateş yakardı, su söndürürdü.
O’nun takdirinde su akardı, aktığı yere hayat verirdi, insan
suyun içine girerse aklanırdı, paklanırdı, lakin su insanın içine girerse onu
öldürürdü.
Deprem O’nun takdirinde sallardı, yıkardı.
Her şeyin doğasına konulmuş bir kader vardı ve her şey o
kadere kodlanmıştı. Vakti saati gelince de o kodlar çözülür ve varlık sahnesine
açılırdı.
İşte bu kaderdi ve asla değişmezdi.
Bir de kula nispetle başka bir kader vardı. Adı tedbir ve
teshîr idi. Bunun yazgısı kulun eline verilen kalem ile olurdu.
Birinci türden yazgı tükenmez kalemle yazılmıştı ve asla
değişmezdi.
İkinci türden yazgı kurşun kalemle yazılırdı,
değiştirilebilir ve silinebilirdi. Üzerinden uzun zaman geçince de pek silinemezdi,
silinse bile izi kalırdı.
İkinci türden kader yani tedbir takdire bağlı idi. Yani
tedbir değişmez olan kaderin çerçevesi dahilinde olmalı, onun yasalarına uygun
olmalı ve teshirin şartlarını taşımalı idi.
Ateşin yakıcılığı teshir ve tedbir ile bizi ısıtır, yemeğimizi
pişirir, demiri eritirdi. İmdi bize düşen onun yakıcı kader oluşundan kaçıp
ısıtıcı olan kaderine sığınmaktı.
Su akardı, önüne çıkan engelleri aşardı, karşı koyanları
yıkardı. O bunun kaderi idi. Ama teshir ve tedbir ile biz suyu hayat kaynağı yapabilirdik.
İçerdik ve bizi kandırırdı. Yıkardık, yıkanırdık bizi temizlerdi. Onu kanallara
alır, kurumuş topraklara hayat verdirebilirdik. Önüne baraj yapar azgınlığını
gemler, enerji üretebilirdik. Yüzmeyi öğrenmiş olarak içine girdiğimizde o bize
hayatın en güzel hazlarından birini verirdi. Üzerinde gemileri yüzdürürdük.
İmdi bize düşen suyun doğasını oluşturan kaderinden kaçıp, onu tedbir ile
teshir altına alacağımız kadere sığınmaktı.
Deprem de öyle.
Deprem öldürmüyor. Sadece sallıyor ve yıkıyor. Bu onun
kaderi.
Ama biz kendi yapımız olan yıkıntıların altında kalıp can
veriyoruz.
İmdi bize düşen depremin bu yıkıcı kaderinden kaçıp, tedbir
ve teshir ile ayakta kalabilme kaderimize kaçmaktı. Birinciyi değiştiremeyiz. Allah
Teâlâ’nın yasalarında/ kaderinde asla değişiklik olmaz. Yer çekimi yasası
gereği yüksekte olan bir nesne dengesini kaybettiğinde illa ki düşür. Altı
boşalan toprak çöker (obruklar oluşur). Dağ yamaçlarındaki kayalar sarsıntının
şiddetine göre düşer ve yuvarlanır. Hareket hep aşağı doğrudur, yukarı doğru
olmaz. Çünkü bu değişmez bir yasadır ve kaderdir. Bundan kaçınılması gerekir.
İmdi tedbir denilen ikinci kadere gelince işte sığınılması
gereken kader budur. Bu değişebilir, silinebilir. Sorumluluğu da bu yazgıyı yazana aittir.
Allah Teâlâ insana güvenmiştir ve emaneti ona tevdi
etmiştir. Bunun için gerekli olan her şeyi hem el-Halk (yaratılış) düzleminde
dananım olarak, hem de el-Emr (teşri) düzeyinde hidayet olarak lütfetmiştir.
Halife olarak yeryüzünün bayındır hale getirilmesini ve onun numunesini kısa
bir süre yaşamış olduğu cennete çevirmesini ona görev kılmıştır.
Değişmez kaderi (yaşam çerçevesini) belirlemiş, içini
doldurmasını insanın eline vermiştir. Nizam-ı âlem ondan sorumludur. Lakin
insan her zaman bu sorumluğunu yerine getirmemiştir.
ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ
وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِي النَّاسِ لِيُذ۪يقَهُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي
عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
"İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden
karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye-
işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor." (Rûm 30/41)
İnsan kendi yazdığı kaderin muhasebesini yapmak yerine faturayı
birinci kadere çıkarmaya yeltenmiştir.
Adem baba düştüğü yerden kalkmaya çalışırken Şeytan isyan
suçunun faturasını Allah’a kesmeye yeltenmişti.
Affet bizi Ya Rab!
GARİBCE
Dua ile!
11.02.2023
Etiketler: Kader, yazgı.
Not: Kader hakkındaki Garibce’nin aşağıdaki linkte verilen
yazılarına bakılabilir.
http://garibce.blogspot.com/2016/12/kaderim-gel-biraz-hasbihal-edelim.html?m=0
http://garibce.blogspot.com/2014/09/insan-kader-mahkumu-mu.html?m=0
http://garibce.blogspot.com/2013/04/kaderim-olmasan-sen-ben-ne-ederim.html?m=0
Aylar geçti mevsim kurak gidiyor
Gönlüme bir damla rahmet düşmedi
Zerrat-ı beden dualar ediyor
Medet kıl ey Rahîm ü Rahman diyor
Medet kıl ki yeşersin iklim-i dil
Şevke gelsin gene raks etsin gönül
Ardından gittiğim eğlence değil
Matlubum sade derde derman diyor
Çeşmem varmış suyum yoksa neyleyim
Medet kıl ki derdime derman eyleyim
Hazinenden özüme tek dileğim
Necat çün azatlığa ferman diyor.
18.11.2022
Müdavimi olduğumuz İlim Ve İrfan Akademisi Sohbetleri’nden olmak üzere Prof. Dr. Mehmet Görmez hocanın " Vahiy, İnsan ve Kainatı Anlama Yöntemi Olarak Makasıd" (06 Eylül 2022) başlıklı konuşmasında altını çizerek ve tekrarlayarak söylediği bir cümlesi vardı:
“İslam açısından ahlak kemal değil beka sorunudur.”
Bu sözü daha önce herhangi bir kaynaktan görmüş ya da duymuş
değildim. Haliyle dikkatimi çekti.
Sonra usa vurdum, kabul gördü.
Benim sürekli “şecere-i tayyibe” üzerinden anlatmaya
çalıştığım “ed-Dîn” yani İslam anlatısına da uygun düştü.
Öyle ya İslam dini görkemli bir ağaç meseli (metafor)
üzerinden anlatılmaktaydı (İbrahim 14/24-25) . Sapasağlam kökleri vardı. Bu usuldü,
inançlara karşı geliyordu. Göğe ağan gövde ve dalları vardı. Bu da insanın
eylemlerine, ayrım olmaksızın bütün yapıp ettiklerine denk düşüyordu. Bu ağaç
bir de her an yemiş veriyordu. Bu da insanın erdemlerine karşılık geliyordu.
Kökler, gövde ve meyve üç ayrı kategoriyi oluştursa da
aslında tek bir hakikati ifade ediyordu. Kökler olmadan gövde, kök ve gövde
olmadan da meyve olamazdı. Yani her üçü de birbirine varlık yokluk bakımından bağlı
oluyordu. Ama meyve ağacın hem tabii semeresi hem de nihaî amacı idi.
Buraya kadar tamam.
Peki, beka ile ilgisi nasıl kurulabilir?
Meyve nihaî amaç olmakla birlikte o ağacın tohumunu da
içinde taşır. O tohum ise o ağacın cins olarak varlığını sürdürebilmesinin yegâne
şartıdır. Başka bir ifade ile o ağacın bekası meyve ve dolayısıyla tohum verebilmesine
bağlıdır. Aynı şekilde İslam’ın bekası da Müslümanların ahlaklı oluşlarına
bağlıdır. Ahlaksız ve erdemsiz Müslümanlar, İslam’ı ebter kılarlar.
Şâtıbî merhum makâsıdı zarûriyyât, hâciyyât ve tahsiniyyât
üçleminde ele alır. Bir önceki kategori bir sonrakinin varlığı için zorunlu,
bir sonraki ise bir önceki açısından mükemmil/ tamamlayıcı unsurdur. Üçüncü
küllî olarak ele aldığı tahsîniyyâtı, hâciyyât ve zarûriyyâtı tamamlıyıcı
ögeler olarak görür ve ilginçtir bu kısma örnek olarak da temizlik ve örtünme
ile ilgili hükümler yanında mekârim-i ahlâk’ı da verir. (el-Muvâfakât,
II, 11) Ben bu konuları arkadaşlarla okurken bu örneğe oldum olası itiraz
etmişimdi. Ne demek yani? Dinin nihaî amacı ve semeresi olan ahlaki erdemler
nasıl olur da üçüncü derecede önem arz eden bir kategoride ele alınır?
Bir kez gönül yıktın ise / Bu kıldığın namaz değil, der
Yunus.
Namaz muhkem bir farzdır ve zarûrât-ı diniyyedendir. Ya
gönül yıkmaya ne demeli? Gönül yıkanın namazı (daha doğru bir ifade ile yatıp
kalkması) namaz olur mu?
Gönül yıkmadan kaçınmak namazdan niyazdan daha mı az önemli?
Bu vesile ile Mehmet Görmez hocamıza esenlikler diliyorum.
Hoş ve ufuk açıcı sohbetlerini sürdürmesini diliyorum.
Dua ile!
GARİBCE
12.09.2022
Andık adını, azık ettik yadını
Andımız yüceltmektir adını
Adını dilimizde daim eyle Ya Rabbi
Özümüzü zikrinle kaim eyle Ya Rabbi
Sanadır her daim Hamd ü sena
Senden başka her şey olur fena
Sende yok olan bulur beka
Biz eremedik sen erdir Ya Rabbi
Cennette güller derdir Ya Rabbi
Sensin bize bizden yakın
Hem aşkınsın hem içkin
Aybın yok haşa gökçen yüzün
Kaldır nikabın görelim Ya Rabbi
Cemalin seyre erelim Ya Rabbi
“Şükredin, artırayım” buyurdun
Hamdi şükrü bildik sana
Taatlerimiz kıldık sana
Nimetlerini artır Ya Rabbi
Sevdiklerini sevdir Ya Rabbi
Kabul et dualarımızı,
Boş çevirme ellerimizi
Lâl etme dillerimizi
Adını her dem andır ya Rabbi
Rahmetine bizi kandır Ya Rabbi
Güç ver, kulların zulüm görmesin
Ahlar göğe yükselmesin
Rahmetin bir an kesilmesin
Yetsin zulümler, dindir Ya Rabbi
Zalimleri bir bir sindir Ya Rabbi
Niye verilir bunca masumun salası
Nedir bu canlar alan terör belası
Yetsin artık bin kere lanet olası
Bu izansızlara izan ver Ya Rabbi
Bu vicdansızlara vicdan ver Ya Rabbi
Devletimizi ebet müddet payidar eyle
Ordumuzu her daim muzaffer eyle
Düşmanına dünyasını dar eyle
Görünmez
ordularınla müeyyed kıl Ya Rabbi
Hak yolda satvetin müebbed kıl Ya Rabbi
Neden yangınlar sarar başımızı
Kimler ve neden acıtır aşımızı
Neden bozmak isterler işimiz
Düşmanlarımızı dağıt birlik verme Ya Rabbi
İçimizdeki hainlere dirlik verme Ya Rabbi
İnsan karada denizde düzeni bozdu
Nimete şükür yok varlık içinde azdı
Bahtına karayı kendi eliyle yazdı
Bizi insanlıktan ayırma Ya Rabbi
İslâmlıktan bir an sıyırma Ya Rabbi
Aşmış günahlar boyumuzu
Çökertmişken omuzumuzu
Yitirmek olur mu umudumuzu
Pas tutmasın kalpler sildir Ya Rabbi
Nefsimize haddini bildir Ya Rabbi
Kararmaya yüz tutmuş özümüz
Görmüyor tamah bürümüş gözümüz
Biliyoruz bizden yana, yok yüzümüz
Umudumuz sana giden yoldur Ya Rabbi
Hakka açılan bir kapı buldur Ya Rabbi
Meğer hakkı bir imiş dört atanın
Üzerinde bu güzel cennet vatanın
Ana baba hoca bir de ustanın
Hepsini lütfu keremine erdir ya Rabbi
Günahların bir bir sildir Ya Rabbi
Evladımızı âlim eyle
Sağlığımızı daim eyle
Türlü beladan salim eyle
Topluca huzura erdir Ya Rabbi
Birbirimizi hep sevdir Ya Rabbi
Hastalarımıza şifa ver
Dertlerimize deva ver
Borca eda gönle sefa ver
Yüzlerimizi karartma güldür Ya Rabbi
İçimizi huzurla doldur Ya Rabbi
Devamı devlet nasibi cennet
Üzerimize hep yağdır rahmet
Âsân eyle işimiz gösterme zahmet
Günahkârız sana yüzümüz yoktur Ya Rabbi
Çevirme başka kapımız yoktur Ya Rabbi
Salih amelin şartıdır iman
İman ile ancak elde olur eman
Açılsın cennetler diye gelir ferman
İlla ki ziyade diyelim Ya Rabbi
Cemalin bir kez seyre erelim Ya Rabbi
Neyleyim ömrüm cennete giremezsem
Neyleyim cenneti, sana eremezsem
Neyleyim gözü, seni göremezsem
Cemalinle perdele celâlin, erelim Ya Rabbi
Ayın on dördü gibi seni görelim Ya Rabbi
Giremezsin cennete sevmedikçe
Mutlu olur mu insan sevilmedikçe
Yüzlerde açan güller derilmedikçe
Sevdiklerini bize sevdir Ya Rabbi
Yerdiklerini bize yerdir ya Rabbi
Mezuniyetimizi kutlu eyle
Yavrularımızı mutlu eyle
Geleceklerinden umutlu eyle
Nice mezuniyetler gördür Ya Rabbi
Mürüvvetlerine de erdir Ya Rabbi
Bu yavruların kolay eyle işini,
Tatlandır, bal eyle pişen aşını
Tez elden birbirine buldur eşini
Huyları huylarına uysun Ya Rabbi
Her biri sevgiyi doysun Ya Rabbi
Yolun yolları olsun
İlim irfan ile dolsun
Yolunda daim yol alsın
Hak yoldan ayırma muvaffak eyle Ya Rabbi
Şeytanların şerrinden uzak eyle Ya Rabbi
Nebiler postuna otursun
İlmi kaynağından soğursun
Hem hikmet ile yoğursun
Hizmette işini asan eyle Ya Rabbi
Ahlakında örnek insan eyle Ya Rabbi
Unutturma bize yatanları kabirde
Bir Fatiha bekleyenleri Makberde
Elbet buluşacağız bir gün Mahşerde
Ölülerimize rahmetin evir Ya Rabbi
Kabirlerini cennete çevir Ya Rabbi
Özümüzü dingin, aklımızı aydın eyle
Kalbimizi doygun, gönlümüzü zengin eyle
Peygamberimize salat, bize imdat eyle
Rızana her dem erdir Ya Rabbi
Cennette Cemalini göster ya Rabbi
Yolumuzu hak eyle Ya Rabbi
Özümüzü pak eyle Ya Rabbi
Mahşer gününde medet eyleyip
Yüzümüzü ak eyle Ya Rabbi
Yüzümüz Allah’a, özümüz Allah’a
Son sözümüz olsun lillâhi’l-Fatiha
25.06.2022
İstanbul Kongre Merkezi
Korumak ne kadar zordur gözü
Hıfzu emanına al da ya Rab
Senden gayra akındırma özü
Kıp kırmızı mangır yaldır yaldır
Aklı baştan alır beyaz baldır
Kara yüzümüz aklamağa Ya Rab
Sen özümüz Rahmetine daldır
Yüzde nur olsun yılların izi
Kıble Hak olsun döndürme yüzü
İlle de rıdvan derken kulların
Nedamet içre yandırma bizi
Garibce bilir hidayet Senden
Hakkı tutmaya inayet Senden
Kimin dahli ola ki kıl medet
Olan biten nihayet Senden
Dua ile!
GARİBCE
18.06.2022
Günah dediğin de ne ki
İncecik bir tüldür belki
Bir kez yırtılırsa perde
Allah Allah!
Allah Allah!
Allah Allah!
Gerçekten hayretimi mucip olmuştur.
İnsan dediğin hiç olmazsa hayatın bir ucundan olsun tutmaz
mı?
Vay gurbet vay!
Vay çareyi öğreten çaresizlik?
Neredeydin sen ya?
Anneler mi tuttu, babalar mı yolunu kesti!
Annelik ne kadar da değişmiş!
Dokuz ay karnında taşıması yetmemiş.
İki yıl emzirmesi de yetmemiş.
Haydi ömür boyu yüreğinde taşıdın onu da anladık.
İyi de uçmayı niye öğretmedin? İşte bunu anlamadık!
Siz siz olun merhametiniz kendi öz çocuklarınızın kendi
ayakları üzerinde durmasına engel olmasın.
Acımayın. Uçmaya gelenleri uçurun.
Asalaklıktan kurtulsunlar!
Çok sayıda yorum yazıldı:
Kerim Öztürk: Öğrenmek
istemeyene zorla öğretemiyorsunuz, uçmak istemeyeni de zorla uçuramıyorsunuz
hocam.
Nice anneler gördüm uçurmak için çabalayan ama yapmıyor
yapmak istemiyor genç. Psikolojik midir sosyolojik midir?
Bu gerçekten araştırılması gereken bir durum.
Hatta anne babanın aslında görevi olmayan şeyleri dahi anne
-babanın mecburen yapması gereken şeyler gibi görüyor.
Gerekçesi ise "herkes yapıyor siz de yapmalısınız"
gibi saçma bir gerekçe.
Şahin Özyürek: Bu nokta atışlarınız her defasında , harika
hocam😊
Mehmet Ali Var: Çok
yerinde tespitler değerli hocam, müsaadenizle paylaşıyorum.
Güven Arslan: Çok güzel bir değerlendirme: Okumak mı?
Öğrenmek mi? Uygulama mı?
Bu kız çocuğu sadece okumuş.
Öğrenci evlerinin faydası ne mi?
Okurken yemek yapmayı,
Okurken bulaşık yıkamayı,
Okurken sosyalleşmeyi,
Öğrenmek...
Elif Sahin. Merhametimizden maraz doğmasın!
Nuri Kahraman: Elif Sahin! Boşanma sebeplerinin başında
gelen bir durum. Ve maalesef ki çok yaygın. Tıpkı meslek liselerinin rağbet
görmemesi sebebiyle hiçbir becerisi de bulunmayan milyonlarca üniversite
mezununun hem ailesi hem de memleketi için bir kambur teşkil etmesi gibi. Ves'selâm...
Yaşar Yahya Sümeyye Eken: Gurbet erkek öğrenciyi bile şef
yapıyor hocam. Ütüsü, yemeği, temizliği hepsinde master yapmış kadar olduk çok
şükür.
Mustafa Yaşar: Yaşar Yahya Sümeyye Eken. Günümüzün hem anası
hem babası olmayı öğrenenleri erkekler diyorsun yani abi 🙂
Gurbet, bekarlık ya da eşi çalışan erkekler günümüzde daha uçmayı bilenler
galiba 🙂
Yaşar Yahya Sümeyye Eken: Mustafa Yaşar hocam bu gidişle
erkeklere görücü gelinecek 😅
Mustafa Yaşar: Olması da lazım 🙂
Galip Koçer: Süper bir tespit ve maalesef çok var Hocam.
İsmail Can: Hocam elinize sağlık.
Mehmet Kocatürk: Hata kızın değil onu yetiştiren annenin.
Aman kızım ders çalışsın aman kızım okulu iyi olsun diye diye bu hale
getiriyorlar. Sözde kızına iyilik ettiğini sanıyor farkında değil kötülük
yapıyor.
Gülsüm Zulal Turk: Sevgili hocamızın biz de öğrencisi olduk.
2005 mezunu olarak elinden birçok şey gelen bir nesildik demek ki🌺
Sinan Şahin: Sisteminiz egoist bireysel enaniyet üzerine. Hayata
dair bir şey müfredatınızda yok. Teorik afaki meselâ örneğin diyerek okutulan nesil,
zayii ve heba olan kuşaklar. Ve elde edilen netice.… Bari yaşamı beden
temizliğini öğreteydiniz? Neme lazım, diye diye .....
Murat Çinici: Yemek
yapmaktan daha önemli şeyler ile uğraşıyorsa garipsememek lazım hocam.
Mehmet Erdoğan: Evet evet, yemek yapmaktan daha önemli bir
şey varsa o da yemek yemektir herhalde. İşte onu bilmeyenimiz yoktur.
Halime Ceylan: Hocam ne güzel yazdınız Allah razı olsun,
gerçekten bugünün derdi bu, genç anneler daha da aciz bir nesil yetiştiriyor
maalesef.
Ferit Yaldızbaş: Çok acı, bireysel acıya sabır ve tahammül
kolay, toplumsal acıya tahammül çok acı verici.
Bilal Kırmızı: Ve böyleleri evlenip tripleri ve egolarıyla
erkeğin anasından emdiği sütü burnundan getiriyorlar. Ve toplum niye bozuluyor
diye şikayet ediyoruz. Hele bir de Müslüman geçinen mahallede ise değme keyfine.
İbrahim Kutluay: Hay Allah razı olsun. Bu hatayı her alanda
yapıyoruz kıymetli hocam.
Asiye Cesur Aydın: Hocam çok güzel yazmışsınız izninizle
sizin adınıza paylaşmak istiyorum.
Kasım Sezen: Kendi karnını doyuramayandan kimseye bir fayda
olmaz.
Ahmet Hayrat: Atalar boşuna söylememişler: "Aşırı
merhametten MARAZ doğar" diye
Betül Aktaş: İlla kız mı olmak zorundaydı hocam niye erkeğe sormadınız?
Niye bu soru öncelik kızlara olsun ki erkeğe de olmalı erkeklerde farklı
sayılmaz.
Netice itibariyle buda iyi bir şey değil erkeğin de
yapmaması.
Ve bir şey daha burada yaptığınız eleştiriyi o kız öğrencinizin yüzüne de yaptınız mı? Aynı şekliyle.
Halil Kürümlü Hocam, yazmayı tehir etmeyin lütfen. Beden ve efkarınıza selamet ve afiyet diliyorum.Husrev Doğan: Akabinde evlenince şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma
Erol Erdoğan: Hocam selamünaleyküm. "Ben hiç yemek yapmadım" diyen öğrencinizle aktardığınız diyalog yeni mi bilmiyorum ancak bu bahiste bazı değişimler oldu, oluyor. Her değişimin dışında kalanlar vardır ama yine de paylaştığım linkte yer alan yeni durum önemli.
https://youtu.be/67qglZDubkQ?t=400
06.40'dan itibaren kısaca anlattım. Bu konuşma hafta sonu bir sempozyumdan. Sizin paylaşımınızı görünce ben de konuşmamın ilgili kısmımı iletmek istedim. Saygılarımla.

--oOo—
Yoruma yazının alt kısmında siz de katılabilirsiniz.
Dua ile!
GARİBCE
01.06.2022