28 Eylül 2016 Çarşamba

Torosların Ehmet'i: Cansız ata bindin acıyı bize verdin



Hep yollardaydın azminle aşar giderdin
Dağ taş ovadan davet gelir derdin
Bu sefer öyle bir davetiye geldi ki
Cansız ata bindin acıyı bize verdin

Gittin ağabey yoktu dönüşü bu gidişin
Bitiriverdi yarım kalan bütün işin
Buluşmak artık bilirim kaldı mahşere
Kahreyledi habersizce bu veda edişin

Yaşlılar sıra sıra gençler ara sıra
Savdın sen sıranı erdin Yüce huzura
Binlerle şahit etti gönülden tezkiye
Böylesi vedayı cümleye lütuf buyura

Dua ile!
28.09.2016

GARİBCE 

































27 Eylül 2016 Salı

Hakka yürüdü Torosların Ehmet’i



Fani dünyada nice zahmeti
Çekmişti Torosların Ehmet’i
Gönüllere  sevgiyle rahmeti
Ekmişti Torosların Ehmet’i

Hayran kılardı dupduru özü
Söz deminde bilir idi sözü
Sanki uçmaklara iki gözü
Dikmişti Torosların Ehmet’i

Kibir mi asla geçit vermedi
Elinde “çıbık” peder görmedi
Makam mevkiden parsa dermedi
Örnekti Torosların Ehmet’i

Koca Reisti, benim abimdi
Ameli salih, kalbi selimdi
Bir kaza ki ne kadar elimdi
Uçtu gitti Torosların Ehmet’i

Duamız seninle!
GARİBCE

27.09.2016




23 Eylül 2016 Cuma

Hayr u birre lütfü Sübhandır


Dedim içimde iyi bir ses var
Dedi o Tanrı sesi vicdandır
Dedim ama fit verip dürtüyor
Dedi eyvah o lain şeytandır

Dedim yorgun argın varanda
Akşam olup yatağa yatanda
Bir huzur ki sarar beni anda
Dedi hayru birre lütfü Sübhandır

Dedim bazen de olur yatarım
Sanki kemirti sesi duyarım
Uyku yok koyunları sayarım
Dedi ettiğin halta burhandır

Hatam çok Garibce beşerim
Zebunu nefsim günah işlerim
Yığılır cürmüm yese düşerim
Dedi ne gam O afta  sultandır
Gaffaru’z-zünub Rahim Rahmandır

Dua ile!
23.09.2016

GARİBCE 

22 Eylül 2016 Perşembe

Yedi uçmak bekler seni



Meveddet[1] ile bakarsın
Ta gönüllere akarsın
Takmayanı da takarsın
Saygı sevgi sarar seni

Su gibi aziz olanda
Daim yatağın bulanda
Büyük küçük durmaz anda
Köşe bucak arar seni

Halika ilkendir taat
Cümle mahlukata şefkat
Lütfile ger elde berat
Yedi uçmak bekler seni

Cem ile adli hikmeti
Hem şecaati iffeti
Def edende rezileti
Hak erenlere ekler seni

Garibce, recan[2] kıl ekmeğin
Havf ile erisin yüreğin
Her ne ise burda ektiğin
Anla karşılar melekler seni

Dua ile!
22.09.2016
GARİBCE




[1] Allah’ın vedûd isminin tecellisi olan sevgi.
[2] Havf ile reca arasında olmak: Korku ile umut arasında olmak.

20 Eylül 2016 Salı

Yoksulluk yıldırır, varsıllık azdırır


Yoksulluk yıldırır, varsıllık azdırır.
Ne mutlu yoksul olup yılmayana, varsıl olup azmayana!
Yoksulluk yıldırır varsıllık azdırır. Bu genelleme ne kadar doğrudur bilmem. Ama başaranlar hep yoksulluğa rağmen yılmayanlar, zenginliğe rağmen azmayanlardır.
Bugünkü sohbetimizde Abdullah Köşe abim anlattı:
İbn Hazm (ö. 456/1064) vezir oğlu, kendisi de vezirlik yapmış biri. Yüksek, varlıklı, zengin bir aileden gelme. Bununla birlikte müçtehitlik derecesinde ilmî paye sahibi.
Buna mukabil  İbn Abdilberr (ö. 463/1071) ise gariban, yoksul bir aileden gelme, elinden tutacak hiç kimsesi yok. Bununla birlikte kendisini yetiştirmiş, büyük bir âlim olmuş. Herkesi eleştirmekle meşhur İbn Hazm’ın bile övgüsünü almış.
İbn Abdilberr, İbn Hazm'a demiş ki:
"Eğer sen vezir oğlu, zengin bir aileye mensup biri olmasaydın, elinden tutanın, sana arka çıkanın olmasaydı asla bu yere gelemezdin!”
O da:
“Sen de fakir bir aile çocuğu olduğun için, elinden tutan biri olmadığından bu mevkie gelebildin. Eğer zengin bir aile çocuğu olsaydın asla bu ilmi mevkie gelemezdin!” demiş.
O da: "Neden?" deyince:
İbn Hazm: "Zengin bir aile çocuğunun okuması o kadar kolay mı?" diye yanıtlamış.
Hangisi haklı?
İkisi de durduğu yerde başarılı olmamış. Biri gaza basarken, öbürü hep frene basmış. Sonunda her ikisi de başarıda buluşmuş.
Azmin elinden ne kurtulur.
Yolun aşamadığı engel mi olur.
Dua ile!
20.09.2016
GARİBCE



19 Eylül 2016 Pazartesi

Bir arkadaşım oldu




Bir arkadaşım oldu
İki gözlü sadık özlü
Kalbim anda huzur buldu
Tatlı dilli güler yüzlü

Dost deyu birin buldum
İki elli iki yüzlü
Anda saçım başım yoldum
Yılan dilli ağu sözlü

Adın andım dilim yandı
Anda kaçtı gitti huzur
Halka saygım korku sandı
Haza ahmak işte budur

Utanmaz bir yüz hak bilmez
Onun bunun biner sırtına
Kalem yazar devran silmez
Rüzgar eken biçer fırtına

Garibce bilir, eden bulur
Kemlik kimseye kar kalmaz
Çalım satan alçak olur
Kendin bilende ar kalmaz

Dua ile!
19.09.2016

GARİBCE 


18 Eylül 2016 Pazar

Muhabbet olsun harcımız!



Allah’ım! Hasret koma bizi birliğe
Adım atalım hep birlikte dirliğe

Bir eyle Allah’ım diri olalım
İçerde dışarda hep iri olalım

Güçlü kıl bizi gitmesin hiç yelimiz
Hain görmesin ata yurdu ilimiz

Allah ve Resulüne taat borcumuz
Yek vücut kıl muhabbet olsun harcımız

Çekişip çıkar peşinde gevşetme bizi[1]
Nifakla düşman biliriz birbirimizi

Kaos hüküm sürer Hercü merc olur
Herkes kendini fitne içinde bulur

Allah’ım sen koru bizi nifaktan
Koru her türlü örülmüş tuzaktan

Şehre inmiş şimdi yol kesen eşkıya
Cümle değerlere mezat olmuş dünya

Kurtlar bürünmüş de kuzu postuna
Kimse güvenmez olmuş bildik dostuna

Kimi Mesih olmuş da ümmet benim der
Kimi hatta resullük davası güder

Kimi mehdi benim diye tutturur
Nasıl olsa kapısı hep açık durur

O kapı açık duranda ey müslüman
Daha çok zorlanır sen buna inan

Allah’ım sen verdin akıl, koyup başa
Bizse ne lazım dedik çaldık taşa  

Sen sıratı müstakim dedin bilmedik
Herze bırakmadık dünyada yemedik

Sırat kıldan ince kılıçtan keskindi
Ancak ondan geçebilen yetkindi

Lakin bilemedik neydi acep sırat
Dünyadaki yaşamdı oysa murat

“Emrolunduğun gibi yol tut dosdoğru”[2]
Sahib-istikamet: maksat işte buydu

Özünde doğru olmak, hem sözünde
Ve işinde güven veren nâs gözünde

İşte yol sana kıldan ince kılıçtan keskin
Müslümanım diyen haydi beri gelsin

Ey insan unutma cennetin de sensin
Cehennemin de burda inşa edersin

Allah’ım acı şu Garibce kuluna
Feda olsun varı yoğu Hak yoluna

Sen Hadi’sin hidayet ancak sendendir
Af senden, hata günah ise bendendir

Hatam bir yanda affınsa  diğer yanda
Ne gam kalır ne tasa, mizan koyanda

Dua ile!
18.09.2016
GARİBCE










2016 Kurban bayramı üçüncü günü Develi Sarıkaya köyümüzün birlik, beraberlik ve dirlik günü. Eski bir geleneği ihya etmede öncülük eden başta imamımız  Yücel Ateş olmak üzere yemeği pişiren Abdullah İlhan ve aşçısına, Muhtar ve tüm emeği geçenlere,  katılımlarıyla onurlandıran misafirlerimize, sevgili hemşehrilerimize, eski muhtar Kiraz'a, Fadime Ablama ve diğer hanımlara, sofrada öncelik verilen geleceğimiz çocuklarımıza teşekkür ederim, bu hayırlı geleneğin daha bir aşk ve şevkle sürdürülmesi için herkesten katkı beklediğimi belirtir, daha nice hayırlı vesilelerle bir araya gelmemize imkan vermesini yüce Allah'tan dua ederim.


[1] وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
[2] فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ

1 Eylül 2016 Perşembe

Koca dünya bize dar geliyor



Emanetin yükü binmiş boyuna
Hayat bize iyi mi zor geliyor
Bunca nimet düşmüşken payına
Şükür etmek nanköre ar geliyor

Kul olmak, kula neden gelir ağır
Beşir ve nezire hep olur sağır
Azcık acısa aşı bilmez sabır
Koca dünya bize dar geliyor

Müseyyebdir, değil özüne hakim
Ne gündüz saimdir ne gece kaim
Kilitlidir, kabzı yaşar her daim
Anda bedeni ruha dar geliyor

Garibceyim ayrı düştüm sıladan
Halim ancak bilir beni Yaradan
Kovup ağyarı ırarsam aradan
Bakmışsın ki ey gönül yar geliyor

Dua ile!
01.09.2016

GARİBCE 


Kaygıyı çayıra salmış diyorlar



Alnında yer etse de yılların izi
Ardından torunlar gelse de bir dizi
Tanımaz olsalar da yetmeler bizi
Ruhları yedisinde kalmış diyorlar

Pörsüse bedenin tenin kırış kırış
Bükülse belin kambur çıksa bir karış
Kıyamın olsa gayrı rükua varış
Adam kaygıyı çayra salmış diyorlar

Bir Garibce olsan gurbet ellerinde
Yadın bile olmasa dost dillerinde
Baykuş tünese bir ömür güllerinde
Ne mütref bir hayata dalmış diyorlar

(Mübtela-yı daüssıla Teyzem oğlu İbrahime’e ithaf)

Dua ile!
01.09.2016

GARİBCE 

30 Ağustos 2016 Salı

Yaşamak zor zenaat kalbi olana!



"Yaşamak zor iş kalbi olana" demiş şair.
İşte öyle kalbi olan bir can Garibce’yi yakın görmüş dert yanmış. Bakın ne demiş:
“…Yokluk içinde büyüdüm, Yaradan'a isyanım olmadı.
Şükür ki her sabah önüme tarhana çorbası koyan bir anam vardı.
Hiç durmadım, çalıştım hep yorulmadan.
Başardım da Rabbimin inayetiyle.
Lâkin takdir görmedim insan evladından.
Görmezden gelindi başarım, hep kusurum görüldü.
Birini geçtim mi önümdeki engelin,
Peşi sıra hemen bir başkası sürüldü.
Bir aile var ki bende bir gün huzur vermedi.
Akrabalar akbaba olup etrafımı çevirdi.
Herkeste var bir para hırsı, mal hırsı.
Fesatlık, hasetlik de üstüne cabası.
Kimse kimsenin istemiyor sanki iyiliğini.
Bir kaşık suda boğacak bıraksan herkes birbirini.
Anlamadım bu ne tamahtır şu üç günlük dünyaya.
Çare yok döneceğiz bir dikişsiz kefenle Allah'a.
Şükür Yaradana namerde muhtaç etmedi bizi
Etme bulma dünyası bu, herkesin attığı ok elbet kendine dönecekti.
İmam Hatip'te öğrenmiştim bir dörtlük vardı hani,
Hayat düsturum oldu hiç bozmadım istifimi:
"Ok gibi doğru olsan yabana atarlar seni
Yay gibi eğri olsan elde tutarlar seni
Görmedim doğruda aç eğride tok
Elde kalır yay, menzil alır ok"
İşte budur hakikat daha ben ne uzatayım lâfı.
Bu kellenin de bir sahibi var, kimsenin lâzım değil insafı.
İmtihan dünyası ya geçeceğiz feleğin çemberinden.
Rabbim bizi korusun mazluma ah ettirmekten.
Öyle böyle bitecek ömür hayat meşgalesi.
Mühim olan insan denilince hatıra gelmesi.
Uzadı yine lâf kısa kesmek gerek.
Zira anlatsam ne kâğıt ne mürekkep yetecek…”
İşte böyle…
İçindeki acıya bakmazsan sanki şiir gibi.
Kim bilir belki bu acılardır ham ervahlarımızı olduran,
Daha saçlarımız ağarmadan tecrübe ile dolduran.
Ah daha gencecik yaşta kırklara karışan can, şu dünyada iyi olmak hele iyi kalmak ne kadar da zor gözüküyor. Şunu gördüm ki sen iyi olsan bile bu iyilik için yetmiyor. Ortak iyilik için herkesin gücü ölçüsünde bir ucundan tutması gerekiyor. Ama bu da olmuyor. Sizin iyiliğinizi kendileri için salınmış  vergi, insaniyetliğinizi acziyet gibi görenler var. Sanki iyi davranmak, sizin onlara boynunuzun borcu. Bu sanma ki sade senin içindir. Huzuru kaçırışımız çoğu kez en yakınlarımıza sebep oluyor. Ne yapalım. Kadavramız kaderimiz olduğu gibi, akreplerimiz de akrabamızdan oluyor. Dünya cennet değil belki cennetin kazanıldığı yer. Ve bunu bu dünyada başaranlar da var. Adı sanı bilinmez nice garibceler var sencileyin belki birçokları nezdinde itibarları yoktur ama Rableri katında öyle mi. Belli ki onlara nice cennetler hazırlanmıştır ama onlar "ve ziyade" diye cemale talip olurlar da, rıza rıza diye tuttururlar.
Ve bilirler ki “Rıdvanun minallahi ekber”.
Gerisini ancak ebter olanlar ister.

Dua ile!
30.08.2016

GARİBCE 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...