22 Haziran 2012 Cuma

Bir mezuniyet uğruna ya Rab ne kıyafetler geçiyor!



Efendim bilmeyenler bilsin bizim ilahiyat fakültesi –diğerleri de farklı değil- kızlar fakültesine döndü. Yüzde seksen oranında kızlar artık baskın grubu oluşturuyor ve erkekler bir köşede kümelenmiş ve birbirlerine sıkı sıkıya yakınlaşmış bir vaziyette azınlığı oluşturuyorlar. Hatta bazı sınıflarda erkeklerin sayısı bir iki bile olabiliyor. Evvelki sene benim bir sınıfımda sadece bir erkek öğrenci vardı ve onu da ben kovdum, dedim “Sen git, benim öteki sınıfa devam et! Burada tek başına ne sen rahat edebilirsin ne de biz!..”
·         Benim tecrübelerim gösteriyor ki hoca ve öğrenciler olarak en rahat olduğumuz sınıflar sadece erkeklerin olduğu sınıflar. Ondan sonra sadece kızların bulunduğu sınıflar. Ondan sonra erkeklerin kalabalık olduğu sınıflar, en sonra da kızların kalabalık olduğu sınıflar.
·         Bu tamamen psikolojik rahatlık anlamında kendi tecrübeme dayalı bir sınıflama. Erkeklerin az olduğu sınıflarda, kızlar daha rahat davranabilirken erkek öğrencilerin zorluk çektiği ve hatta tahtaya kalkarken normalin üzerinde heyecan yaptıkları gözleniyor. Buna mukabil kızların çoğunluğu daha rahat gibi gözüküyorlar.
·         Her ne ise iş böyle olunca ve kızların, kahir ekseriyeti teşkil ettiği bir mezuniyet gecesi yaklaşınca rivayet odur ki günler öncesi hazırlık sırasında çok tatlı olaylar oluyormuş.
·         Kızlar bir büyük azimle alış veriş seferine çıkıyorlar ve bir kıyafet uğruna ya Rab ne tabanlar eskitiyor, ne yollar arşınlıyorlarmış. Koca İstanbul sanki yeniden fethedilmeyi bekliyormuşçasına Fatih’ten başlayıp, Ümraniye’den çıkıyorlar, en umulmaz yerlerde mola verip, yeni ufuklara yelken açıyorlarmış. En güzel kıyafeti bulma umut gemilerini karalardan aşırıp, huzur limanlarında dinginleşiyorlarmış. Aldıkları tahsilin etkisiyle kimi usulü Fatih’te düzmeye çalışırken Furu’u Ümraniye’ye bırakıyormuş. Usûl mü öncelikli, furû mu tartışması işbu kıyafet seferinde de çok büyük önem arz ediyormuş. Efendim usulde herkes aşağı yukarı müşterek, oysa şeytan ayrıntılarda gizliymiş, Usul açısından herkesin giyeceği sonunda  bir alt giysiye bir de üst giysiye indirgenebilirmiş. Ama onların modelleri, desenleri, çizgileri ve benim daha isimlerini bile bilmediğim ayrıntıları işte kişiliği ortaya çıkaran, zevk ve estetiği ifade eden asıl bunlarmış.
·         Pişti olmak da varmış işin ucunda. O da ne demekse.
·         Kimi de bu azim meselenin usûl ve furû kavram çifti yerine asîl-yedek kavramları açısından ele alınması gereğini dillendiriyor, asîlin asaleti tamamlanmadan yedekle iştigalin ehem-mühim skalasında hata olacağını vurguluyormuş.
·         En iyi tanıyanlardan olarak zaman zaman babaların “kızım merak ediyorum acaba senin alacağın elbise dikildi mi?" şeklinde ki olası çıkışları işin vahametini ortaya koymada dikkate alınması gereken önemli bir tespit olarak karşımızda duruyormuş.
·         Rivayete göre mağazacılar da havlu atmışlar bu işten. “Aha bir keklik geliyor yolmaya!” kabilinden eski bildik tavırlarını göstermez olmuşlar. Zira  onlar  da bıkmış öğrencilerden.  Bir tanesi diyormuş ki “Şu mezuniyet midir nedir kaldırılsın da kızlar da kurtulsun bu sıkıntıdan biz de; zira iki haftadır kızlar mezuniyet kıyafeti almaya ölü gibi geliyorlar” Halbuki kendilerine lâzım olan diriler. Ölülerden ne çıkar, soysa bile eline bir kefen geçer. Üstelik cebi de yok.
·         Oysa o mağazacılar bilmezler ki bu gelenler kim bilir hangi mağazada ve hangi butikte ağırlıklarını bıraktılar ve son bir çabayla kendilerinin ağına düştüler.
·         Bu iş o kadar uzamış ki tam sekiz saatte bir kıyafeti tamamlayanlar, arta kalan vakitlerini  tebrikleri kabul  kuyruğunda geçiriyorlarmış. Tam üç gündür  İstanbul’u baştan bir başa gezip de  bir krem, yazlık, diz boyunda, astarsız, ucuz ceket bulamayanlar sıkışan vaktin baskısı altında bu stresten nasıl çıkacaklarını kara kara düşünüyorlarmış. Çağdaş riyazet yollarından biri olarak ehl-i tasavvufun bu tecrübelerini dikkate almamaları bir eksiklik olabilirmiş.
        
·         Aslında Garibce’ye uğrasalar eminim onlar için de mutlaka bir çözüm bulabilirdi. Hele bizim akıllı geline gitselerdi. Çözüm zaten çoktan hazırdı: Atın bütün aldıklarınızı… Giyin şimdi bulduklarınızı…
·         Sizi çok, ama çoook seviyoruz. Üniversiteyi bitirmiş ve şimdi ev hanımı olan kızlarım ve onların anneleri olan eşim hanımefendi de aynen sizin gibi. Demek bu aldığınız tahsille ilgili değil. Cemal isminin tecelligâhı olan kadın olmakla ilgili.
·         Belli ki tahsiliniz buna sadece edebî bir boyut katmış.
·         Hepinizi tebrik ediyorum.
·         Başarınızla birlikte mutlu olun!
22.06.2012
GARİBCE

Not: Yazımızda Feys'teki öğrencilerimizin muhabbetlerinden yapılan alıntıların telif hakkı, yarın mezuniyet gecesinde (inş) ödenmeye çalışılacaktır.


7 yorum:

  1. Hocam biz de sizi çok hem de çooook seviyoruz:))

    YanıtlaSil
  2. Evvelki sene benim bir sınıfımda sadece bir erkek öğrenci vardı ve onu da ben kovdum, dedim “Sen git, benim öteki sınıfa devam et! Burada tek başına ne sen rahat edebilirsin ne de biz!..”
    evet bu yaklaşım bana tanıdık bir yerlerden,en sanki A.Ü.İ.F de ismi lazım deyil soy ismi Çalışkan diye bir hukuk hocasını hatırladım şimdi
    ee ne denir yaratılış işte.negatif karşın pozitif.''kadına karşı şiddet'' tersten mi tecelli ediyor yoksa..

    YanıtlaSil
  3. Bu yazı beş yıl önceki bir tespit. Yeni durumu gözlemleyen arkadaşlar yorum yazarlarsa memnun oluruz.

    YanıtlaSil
  4. Hocam erkeklerin az olduğu için okulda rahatsız olduklarını yazmışsınız ya
    Bundan 27 yıl öncesini hatırlıyormusunuz biz yüzde dört kontenjanla fakülteye girmiş 8 kızdık 1988-1989 hazırlık A sınıfı sizin ilk yıllarınız
    Biz o sınıfta sekiz kızdık ve sonraki yıllar idare bizi her sınıfa dağıtmıştı ne yapmaya çalıştıklarını hala anlayamıyorum ama ben dört yıl oğlanların içinde tek kız okudum
    Siz oğlanların az olunca tahtaya kalkarken rahatsız olduğunu yazmışsınız ya ben o sınıfta varlığım belli olmasın diye ders boyu kıpırdamadan otururdum
    Biz o yıllarda oğlanların sürekli rahatsız edici tavırlarına maruz kalırdık kızlar okumasın kızlar evlerine kızların sesi haram burda olması günah gibi
    Hocaya sınıfta soru soramazdık da eğer çok mühimse odasında yakalayıp sormaya çalışırdık
    Koridorda yürürken görünmez olmayı dilerdik çünkü koridorun iki tarafına erkek çocuklar dizilmiş olurdu ve daha neler neler
    Şimdi ben şu yazınızı okuyunca şükrettim rabbime
    Artık kızlarımız okuyor toplumu yetiştirecek olan ve sadece hasben ilim için okuyan kızlarımız bunlar
    Acizane hayat tecrübeme göre diyebilirim ki kadın annelik dışında bir iş yapmasa bile kendi evladını yetiştirmek için ilim ahlak tahsil etmesi gerek
    Biz iyi ki o zor günlere dayanıp okumuşuz da şimdi bizim kızlarımız fakültelerimizi dolduruyor
    Elhamdülillah diyorum
    Hocam yazınızı okuyunca çok duygulandım bir de güzel kaleminizle o yılları yazsanız ne iyi olur çok sevindirirsin eski talebelerinizi Allah uzun ömür versin
    Allah'a emanet olun

    YanıtlaSil
  5. Sayın Hocam,mezuniyet programları,ortaokullardaki kızlarımızın dahi dizilerde dekolte giyen kadınların kıyafetlerini,topuklu ayakkabılarını örek aldığı bir hale büründü.Liselerdeki programlar hollywood filmlerindeki malum gecenin vesilesine dönüştürüldü.Fakülteleri bilmem ama ortaokul ve liselerdeki programlar podyumluktan çıkartılmalı.Böyükler bilir gayrı!

    YanıtlaSil
  6. Hala değişen bir şey yok hocam. Üstelik katılmayan arkadaşları yadırgama,örseleme politikası da tam gaz devam ediyor. Sınıflarda çok hanım hanımcık gözüken adeta takva abidesi olan sevgili kız arkadaşlar mezuniyet geldiğinde salem cadılarına dönüyorlar.
    Karma sınıflarda rahat olunamadığı, öğrencilerin kendilerini ifade edemediği doğru lakin diğer taraftan sadece erkek veya kız olan sınıflarda da aşırı rahatlık söz konusu. Sınıflarda son ses müzikler,oyun havaları, erkek sınıflarında küfürler, kız sınıflarında bağrışmalar doruklarda yaşanıyor. İlahiyat mezunu olarak acizane benim görüşüm karma sınıflarda en azından iki grup da kendine çeki düzen verebildiği. Aslına bakarsak problem sınıfların karma veya ayrı olması değil imam hatip mezunu olan ilahiyat talebesinin vizyon problemi. Öğrenci kendini tanımıyor, ne için eğitim aldığını neye hizmet edeceğini bilmiyor sadece puanı tutuyor diye okuyan büyük bir kitle var. Sınav sistemi evet bunu gerektiriyor ama en azından imam hatiplerde ve ilahiyatlarda oryantasyon eğitimlerine ağırlık verilerek bir nebze de olsa yardımda bulunulabilir.
    Muhabbetle hocam...

    YanıtlaSil
  7. Siz en değer verdiğim hocalarimdan birisiniz. Aynur Demir Bendeniz efendim. Hurmetlerimle .

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...