31 Aralık 2016 Cumartesi

Kalem yazar kılıç bozar



Kalem inşa eder yazar
Temeddün atiye uzar
Kılıç yıkar asar bozar
Hülagu musun sen zalim

Varsa eğer bilgi servet
İzin takip eder devlet
Neden hep yıkmaya himmet
Hülagu musun sen zalim

Kurulmaz devlet cehlile
Cömertlik gerektir ille
Durmaz nakşedersin sille
Hülagu musun sen zalim

Çalmıştın ya Hak’tan maya
Hani gönüller yapmaya
Neden teşnesin yıkmaya
Hülagu musun sen zalim

Ben bir Garibce avazım
Kılıç benim yazmaz yazım
Yıktın gönlüm kırdın sazım
Hülagu musun sen zalim

Dua ile!
31.12.2016

GARİBCE 


Sarıkaya Köyüme Güzelleme!


Ocaktan aldım elim yandı
Çıngı sıçradı üstüm yandı
Suya dizledim özüm kandı
Ben köyümüze doyamadım
Derede atlambıktan geçtim
Çıkaklarından sular içtim
Yaz geldi yaylasına göçtüm
Ben köyümüze doyamadım
Şu ahır sekisi evimdi
Mal kokusu üstüme sindi
Geçim ağır sırtıma bindi
Ben köyümüze doyamadım
Sakız kanatırdım cırtlıktan
Kızağa binerdim Oluk’tan
Şelek çektim sırtta otluktan
Ben köyümüze doyamadım
Koyun keçi olur damgalı
Çobanlar güder idi malı
Kadınlar sağardı sağmalı
Ben köyümüze doyamadım
Loğusa avlar alkarısı
Pişmez ise hemen yakısı
Sınangalı bibim kapısı (Tıkalak)
Ben köyümüze doyamadım
Dağlıktır coğrafi yapısı
Menderes çizer hep Kıpız’ı
Toğgaya katılır narpızı
Ben köyümüze doyamadım
Çok yuvarlandım tengen menger
Ördüm kındıra şapka lenger
Az mı topladım yemlik kenger
Ben köyümüze doyamadım
Garibce amma köyün varmış
Hasretle bak saç baş ağarmış
Keskin sirke küpe zararmış
Ben köyümüze doyamadım
31.12.2016






























Sırtımda deli gömleği



Standart yurttaş eleği
Tornadan geçsin dileği
Gençliğim geçti de gitti
Sırtımda deli gömleği

Dedi huzur iman bana
Düşme ha aklın ardına
Felah için gerek sana
Sırtında himmet şeleği

Dedi siyaset gel bana
Ardın dönme ona buna
Kalsın benden miras sana
Yağlı bir urgan imleği

Dedi tarikat yol benim
Seni ben kâmil ederim
Gassal elinde kaderim
Şaşırmışım ben feleği

Dedim ilim gider O’na
İlim satılır on pula
Şaştım girdim çıkmaz yola
Gel gayrı ölüm meleği

Garibce erilmez aşka
Sabır olmayınca meşke
İstemez bir şey başka
Baş başa hesap dileği

Dua ile!
31.12.2016

GARİBCE 



30 Aralık 2016 Cuma

Yunusca: Selam olsun!



Ecel büke belimizi
Söyletmeye dilimizi
Hasta iken halimizi
Soranlara selam olsun. (Yûnus)

Hakkı tutup Hak arasın
Ak edip yüzüm karasın
Onulmaz yürek yarasın
Saranlara selam olsun

Daussıla kalpte yara
Bu yarayı kimler sara
Kusur çoktur anı hayra
Yoranlara selam olsun

Zalime olma ha yakın
Mazlumun ahından sakın
Can feda yanında Hakkın
Duranlara selam olsun

Müseyyebdir daim sürter
Özde cevher, üstün örter
İçinden hep şeytan dürter
Iranlara selam olsun

Abus surat daim kızgın
Şerre coşkun hayra bezgin
Azgın giden nefse dizgin
Vuranlara selam olsun

İçte yoksun dilde sevgi
Güce tapar artar şevki
Putu olmuş makam mevki
Kıranlara selam olsun

Garibce der yandı özüm
Akar çeşme iki gözüm
Vuslat için yoktur yüzüm
Varanlara selam olsun

Dua ile!
30.12.2016

GARİBCE 




http://www.sonsenirkent.com/gonulden/yunus-emreden-secmeler-5714.html

22 Aralık 2016 Perşembe

Ebû Hanife’dir adım benim



Yoktur makamda mevkide gözüm
Hak söylerim esirgemem sözüm
Halka hizmette işimdir çözüm
Ebû Hanife’dir adım benim

Nevazil mi var nassa katarım
Âyâta akıl başta bakarım
el-Emr’i Kevn'e ayna tutarım
Ebû Hanife’dir adım benim

Evvel Kitap sünnete giderim
Nerde icma var onu güderim
Hüm rical ve nahnu rical derim
Ebû Hanife’dir adım benim

Hadis bilmez der bühtan ederler
Yaş kuru demez bilmez dererler
Ravilerim illa fakihdirler
Ebû Hanife’dir adım benim

Kıyas mı dedin getir sen bana
Adl içün geçerim istihsana
Değer veririm daim insana
Ebû Hanife’dir adım benim

İctihad ederim kendim yormam
Kısasta zimmi müslim ayırmam
Hak hukukta kimseyi kayırmam
Ebû Hanife’dir adım benim

İlme taliplik bahra dalmaktır
Tabilikse yolumda yol almaktır
Müstakim sırat üzre kalmaktır
Ebû Hanife’dir adım benim

Fıkıh dediğin delil bilmektir
Hak yolunda gerekse ölmektir
Şehadet şerbetiyle gülmektir
Ebû Hanife’dir adım benim

Ben faniyim lakin usulüm var
Açarlar izim Ebu Yusuflar
Garibceler gelir yolum tutar
Ebû Hanife’dir adım benim

Dua ile!
22.12.2016

GARİBCE




21 Aralık 2016 Çarşamba

Elbet bu da geçer Ya Hu



Fitne büyük ülkem darda
Binler evsiz geçim zorda
Sabi ağlar orda burda
Elbet bu da geçer Ya Hu

Dost gibi yanımda durur
Dönerim ardımdan vurur
Hüzün çöker gider sürur
Elbet bu da geçer Ya Hu

Kan kusar terör ejderi
Bombalar sanki bir seri
Her yer oldu yangın yeri
Elbet bu da geçer Ya Hu

Mazlum ahı kalmaz yerde
Makes bulur ta göklerde
Rabbim Kahhar ismin nerde
Elbet bu da geçer Ya Hu

Ne ederse bulur eden
Lime lime körpe beden
Kim kazanan kim kaybeden
Elbet bu da geçer Ya Hu

Şom terör kazanır sanma
Mücadeleden usanma
Hak yolda kimseye kanma
Elbet bu da geçer Ya Hu

Garibce’yim kırık sazım
Asla demem neme lazım
Karşı durmak alın yazım
Elbet bu da geçer Ya Hu

Dua ile!
21.12.2016

GARİBCE 



18 Aralık 2016 Pazar

Cambaza bak cambaza



Can ülkemde yangın var
Vatandaş seyre koşar
Ocaktaki süt taşar
Cambaza bak cambaza

Mahlemizde yangın var
Herkes seyrine dalar
Kundakta çocuk yanar
Cambaza bak cambaza

Ocakta yangın çıkar
Yangın obayı sarar
Herkes bir suçlu arar
Cambaza bak cambaza

Su uyur düşman asla
Düşman yenilmez yasla
İki kuş tek bir taşla
Cambaza bak cambaza

Garibce bu ne iştir
Sade bir serzeniştir
Çün girdaba gidiştir
Cambaza bak cambaza

Dua ile!
18.12.2016

GARİBCE



17 Aralık 2016 Cumartesi

Arşın burda ya Halep benim neyime!



Yangın var, ülkeler tutuşmuş yanıyor
Komşu, yangın çıkaran komşu sanıyor
Böğrüm yara almış bende yürek kanıyor
Medet eyle yangını Sen söndür Ya Rabbi

Bombalar bombalar! Her yan duman içinde
Lime lime körpe bedenler kan içinde
Dertli unutmuş derdini ahu figan içinde
Onulmaz bu acılar, Sen dindir Ya Rabbi

Üç şehir vardı sevecek Antep’ti biri
Şam vardı en başta Halep’ti diğeri
Ne Şam kaldı ne Halep harap her biri
Zalimleri kahrınla Sen sindir Ya Rabbi

Arşın burada der Halep benim neyime
Varsın yansın değmeyin yeter ki keyfime
Garibce meramına bulamaz kelime
Müslümanı özüne Sen döndür Ya Rabbi

Dua ile!
17.12.2016

GARİBCE

11 Aralık 2016 Pazar

Derk-i esfelden yedi uçmağa


Nifak ile dolanda kişi özü
Yalan söyler hep güven vermez sözü
Daim hıyanetlikte olur gözü
Tâ derk-i esfelde olan değil mi?

İnkâr ile kananda kişi özü
Summun bukmun olur karadır yüzü
Cümle âyâta hem kör olur gözü
Cehenneme zümera dolan değil mi

İmanla donananda kişi özü
Vefa bilir hem güven verir sözü
Hep Hakkı arar, hakka bakar gözü
Ol yedi uçmağa dalan değil mi?

Garibce der herkes şâkilesince
Doldurur kabın kendi çilesince
Dolar mı kap Rahman rahmın kesince
Hüve’l-bâkî gayrı yalan değil mi?

Dua ile!
11.12.2016

GARİBCE

Çadıryeri/ Develi

10 Aralık 2016 Cumartesi

Dedim akran göçtü? Dedi ruhum darda


Dedim hayat nedir? Dedi geçerken güzel
Dedim gençlik yahşi?  Dedi bilirsen özel
Dedim yaşlı neyler? Dedi dökülür gazel
Dedim ölür çile biter? O dedi yok yok

Dedim akran göçtü? Dedi ruhum pek darda
Dedim özüm geçti? Dedi hayat çok zorda
Dedim ömür bitti? Dedi hesap hep orda
Dedim kaçan var mı? Ah etti dedi yok yok

Dedim dağ pek yüce? Dedi ya azim nice!
Dedim yol pek uzun? Dedi al gündüz gece
Dedim ya sen kimsin? Dedi ben bir Garibce
Sesin duyan var mı? Ah etti dedi yok yok

Dua ile!
10.12.2016
GARİBCE 

6 Aralık 2016 Salı

Dedim İslam nedir? Dedi dinimdir



Dedim İslam nedir?  Dedi dinimdir
Dedim Ahmed kimdir?  Dedi nebimdir
Dedim ihsan nedir?  Dedi içimdir.
Dedim nifak var mı? O dedi: Yok yok!

Dedim beşin nedir?  Dedi namazdır
Dedim namaz nedir?  Dedi niyazdır
Dedim ölüm nedir?  Dedi vaazdır
Dedim kaçmak var mı? O dedi: Yok yok!

Dedim savum nedir?  Dedi oruçtur
Dedim namaz nedir?  Dedi miraçtır
Dedim Kuran nedir?  Dedi siracdır
Dedim firak var mı? O dedi: Yok yok!

Dedim köprü nedir?  Dedi zekattır
Dedim kıldan ince?  Dedi sırattır
Dedim saflık nedir?  Dedi fıtrattır
Dedim bozmak var mı? O dedi: Yok yok!

Dedim sahibülbeyt?  Dedi Rahman’dır
Dedim kerem nedir?  Dedi gufrandır
Dedim şeytan işi?  Dedi tuğyandır
Dedim azmak var mı? O dedi: Yok yok!

Dedim rıza nedir?  Dedi güzeldir
Dedim ecir nedir?  Dedi cezildir
Dedim sabır nedir?  Dedi cemildir
Dedim kızmak var mı? O dedi: Yok yok!

Dedim güzel nedir?  Dedi helaldir
Dedim tutku nedir?  Dedi cemaldir
Dedim ahlak nedir?  Dedi kemaldir
Dedim üzmek var mı? O dedi: Yok yok!

Dedim baba nedir?  Dedi dayaktır
Dedim oğul nedir?  Dedi uyaktır
Dedim anne nedir?  Dedi kucaktır
Dedim ezmek var mı? O dedi: Yok yok!

Dedim kızın nedir?  Dedi nurumdur
Dedim kârın nedir?  Dedi torundur
Dedim malın nedir?  Dedi sorundur
Dedim çözmek var mı? O dedi: Yok yok!

Dedim tuttuğun ne?  Dedi yoludur
Dedim taptığın ne?  Dedi uludur
Dedim Garibce kim?  Dedi kuludur
Umut kesmek var mı? O dedi: Yok yok!


Dua ile!
06.12.2016

GARİBCE


Çün âlemde halife-i muhtarım (Taşlama)


Gözümü diker ta ufka bakarım
Varam diye gece gündüz yatarım
İpliğin pazara çıkarır da ben
Bu dünyanın anasını satarım
Çün âlemde halife-i muhtarım

Yolum yol bilmem, söyle nedir erkan
Bana ne yağma olmuş bunca dükkan
Ateş düşmüş yanıyormuş Arakan
Ben kendi develerime bakarım
Çün âlemde halife-i muhtarım

Halep düşmüş nara ne gam ne keder
Çığlıklar kulakları sağır eder
Viran olmuş ocaklar, baykuş öter
Çıkar nerde ben oraya akarım
Çün âlemde halife-i muhtarım

Kim demiş ben aşka bigâneyim
Bir hayal uğruna deli divaneyim
Definelere malik viraneyim
Yürek yangını is duman kokarım
Çün âlemde halife-i muhtarım

Kıyamet Garibce geçmiş dümene
Ölen masum binlerleymiş kime ne
Dönsün diye cihan yangın yerine
Benzin döküp seyre kibrit çakarım
Çün âlemde halife-i muhtarım

Dua ile!
06.12.2016

GARİBCE



3 Aralık 2016 Cumartesi

Sadra inşirah Senden Ya Rabbi!



Ruhum daraldı kabzı yaşadım
Sadra inşirah Senden Ya Rabbi
Bittim, kırıldı kolum kanadım
Bilirim felah Senden Ya Rabbi

Cezasıdır çektiğim dilimin
Ağına düştüm avcı zalimin
Islahı yoktur gayrı halimin
Bilirim salah Senden Ya Rabbi

Gaflet el-Hay’dan yürekte yara
Zikrin gerektir düşmeden dara
Huzur vuslattadır sana zira
Bilirim ervah Senden Ya Rabbi


Toplansak cemi cümle halayık
Amel-i salihe sana layık
Garibce nereden olsun ayık
Olmaklık agâh Senden Ya Rabbi

Dua ile!
03.12.2016

GARİBCE 


1 Aralık 2016 Perşembe

Kaderim! Gel biraz hasbihal edelim!


Kaderim!
Gel biraz hasbihal edelim!
Nedir bu insanlığa derdin?
Hapishaneler ağzına kadar hep kader mahkumu dolu!
Hastaneler de öyle!
Ya yollara ne demeli.
Ülkemiz karayolu ağında 2015 yılında toplam 1 milyon 313 bin 359 adet trafik kazası meydana geldi. Bu kazaların 1 milyon 130 bin 348 adedi maddi hasarlı, 183 bin 11 adedi ise ölümlü yaralanmalı trafik kazasıdır.
Günah değil mi bu kadar can kaybına, mal kaybına.
Ne istersin bizden, neden çekmezsin elini üstümüzden.
Halis Toprak’ın çocuklarının anası vefalı karısının üstüne taze gül goncasını da sen koklatmışsın, kendi (merhum) öyle diyordu.
Ben ne yapayım şimdi seni.
Kadavramız haydi kaderimiz dedik.
Soyumuzu sopumuzu  biz seçmedik. Kaderimiz dedik.
İçine doğduğumuz kültürümüz kaderimiz dedik, aidiyet kesbettik, hatta iftihar ettik.
Ama sen bizi kendine esir ettin.
Eller çalıştı, zengin oldu. Biz kader dedik sana dayandık sen bizi aç ve açıkta koydun.
Eller kitle imha silahları yaptı, bizim üzerimizde denedi, kader dedik sesimizi çıkaramadık.
Eller sanayiler kurdular,  artıklarını çöplük diye ne maliyetlerle bizim ülkelerimize akıttılar. Kader dedik, ağularını türlü türlü dert olarak içimize akıttık.
Eller okudu. Biz ümmet olarak ümmilik bizim kaderimizdir, onu asla değiştiremeyiz dedik. Öyle derin bir uykuya daldık ki Napolyon’un topları bile bizi uyandıramadı.
Şimdi her yer yangın yerine döndü.
Irak yıllarca yandı.
Şimdi Suriye cayır cayır yanıyor.
Halep yanıyor, Halep donuyor, Halep kan ağlıyor.
Daha dün cahil kalmasın diye yurda verdikleri  11 körpe kızımızın cayır cayır yanışını seyrettik. Yanık et kokusu cümle afakı tuttu. Nice anne yürekleri göğündü. Nice baba dizleri döğündü. Neymiş yangın merdiveni kilitliymiş, yok kilitli değil de açmak için kapının kolu yokmuş da yok elektrik panosu eskiymiş de… Hepsi bahane.
Bütün bunlar hep senin suçun.
Nedir bizden istediğin?
Bitti mi sözün dedi kader!
Evet, bütün bunlar doğrudur ve hepsini ben yaptım. Ama bir sor hele niye yaptım?
Sen hiç Kur’an okumadın mı?
Allah emaneti siz insanlara vermedi mi?
Sizi halife kılmadı mı?
Sizi imanınız ve salih amelinizle yeryüzüne vâris kılacağım, buyurmadı mı?
Siz ne yaptınız:
Denizde ve karada bozgun/ fesad ortaya çıktı. Neye sebepti: Bimâ kesebet eydî’n-nâs[1]  (Rûm 30/41) siz insanların yapıp ettikleri yüzünden değil miydi? Şunu kafanıza iyice sokun ey insanlar? Ben kader, bir sonucum, hiçbir şeye sebep değilim. Siz yaparsınız, siz edersiniz sonuç olarak ben ortaya çıkarım.
Gene Allah demiyor mu: Başınıza her ne musibet geldiyse kendi ellerinizle yapıp ettikleriniz sebebiyledir. Allah üstelik sizi  iskontolu olarak cezalandırıyor. Birçoğunu da (Settâr, Gaffâr… ismi gereği örtüyor) affediyor[2] (Şûrâ 42/30)
Halifelik ve dünyaya sulhu selamet getirecek denge toplumu vasat ümmet için gerekli olan hani imanınız hani amel-i salihiniz?
İmandan Allah ve Peygamber yolunda ölmeyi anladınız. İstediğiniz de oluyor. Ölüyorsunuz?
Amel-i salihten de namaz kılmayı, hacca, umreye gitmeyi anladınız. Namazı kılıyorsunuz. Peki içini dolduruyor musunuz? Kıldığınız namaz sizi daha ahlaklı, diğer insanlara karşı daha geçimli, daha duyarlı , daha hayırlı yapıyor mu? Ona bakmadınız tabi.
Bir hac bir umre yetmedi, her yıl umreye gitmek hızınızı kesmedi. Harem-i Şerifte kıldığınız namazları yüzbinle çarpıp Allah’tan alacaklı havalara girdiniz. VİP hacısı olmadığınıza yandınız. Zamzam Towerlarda Kabe’yi altınızda seyrü temaşa edemediğinize yandınız.
Hayır diye diye hep cami yaptırdınız. Bir kez insanların tabii ihtiyaçlarını giderebileceği tertemiz tuvalet yaptırmadınız. Her taraf .ok oldu. Ben mi doldurdum.
Tekrar tekrar umreye gitmek yerine o cayır cayır yanan çocukların kalabileceği güzel yurtlar yaptırdınız da onları o köhne mekanlara doldurup ben mi yaktım.
Ergenliğine sebep cahilce yanlışlar yapan körpe yavruların size uzatılan ellerini bize de pislik bulaşmasın diye tekmeleyip içine düştükleri bataklığa ittiniz. Islah evleri şimdi  sizin eseriniz o gencecik dimağlarla dolu. Ben mi doldurdum.
Kimsesiz sokağa terkedilen ve aç kaldığı için fırın yaran, mafyanın eline düşüp her türlü kötülüğe bulaşan bu çocuklar benim çocuklarım mıydı? Onları sokağa ben mi attım?
Kaprisleriniz yüzünden, tamahkarlığınız yüzünden, ihtiraslarınızı dizginlemek yerine harlandırıp hırsızlık yaptınız, rüşvet aldınız,  zimmete mal geçirdiniz, irtikapla haksız kazanç elde ettiniz, kendi kârınız için alemi ateşe verdiniz, karnınıza haram tıkındınız… Her tarafı haram sardı. Elinizi neye atsanız pislik gelir oldu. Ondan sonra da eşiniz, çocuklarınız söz tutmuyor, asi oluyorlar, zemane çocukları deyu gene beni suçladınız!!
Dualarımız kabul olmuyor diye hayıflanıyorsunuz. Nasıl olsun ki, yediğiniz haram, içtiğiniz haram, giydiğiniz haram, bindiğiniz haram, işiniz gücünüz  hep haram.
Bir yer sarsıntısı oluyor. Ölenlerin sayısı binlerle ifade ediliyor. Suçlusu kader oluyor.
Sen binanı sağlam zemine ve sağlam şekilde, standartlara uygun olarak yaptın mı? Yok. O zaman suçlu neden ben oluyorum?
…..
Haklısın! Hem de çok çoook haklısın. Ben seni bir sonuç değil hep sebep bilirdim.
Ben bir insandım ve benim bir kaderim vardı. Ama onun ne olduğunu yaşayarak ben kendim ortaya çıkarıyordum.
Ben insandım. Bu benim kaderimdi. İnsan olmaktan çıkamam. Ama iyi insan ya da kötü insan olabilirim. Ve hangisini seçersem sonuç olarak o benim kaderim olur. Ve onu asla suçlayamam.
Sevgili kaderim. Ben sensiz nasıl ederim.
Elimden geleni yapar ederim, öne bakanda sen yoksun çünkü.
Sen arkadan gelende işte bu kaderim derim sonuçsun çünkü.
Dua ile!
01.12.2016
GARİBCE




[1] {ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ لِيُذِيقَهُمْ بَعْضَ الَّذِي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُون  [الروم: 41]
[2] {وَمَا أَصَابَكُمْ مِنْ مُصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُو عَنْ كَثِيرٍ  [الشورى: 30]

30 Kasım 2016 Çarşamba

Yüreğimiz yine "yangın" yeri



Yüreğimiz yine "yangın" yeri...
Bize Sabr-ı cemil Ya Rabbi...[1]
Körpe bedenler gelmez geri
Sabra ecr-i cezil Ya Rabbi

Yalpaladık cenahtan cenaha
Sığınamadık yüce penaha
Battık boyunca bunca günaha
Kim olur bize kefil Ya Rabbi

Yandı ne Şam kaldı ne Hama
Hayat lime lime tutmaz yama
Ukbamız nasıldır bilmem ama
Dünyada olduk sefil Ya Rabbi

Asırlarca gövdede biz baştık
Nice aşılmaz dağları aştık
Bir tefrika ki ne derde düştük
Olduk âleme rezil Ya Rabbi

Sarılmadık dine diyanete
Gadreyledik kutsal emanete
Enfüs ve afakta bin bir ayete
Garibce oldu  gafil Ya Rabbi

Dua ile!
30.11.2016
GARİBCE








[1] Banu’ya ithaf.

Allah’ım bize sen yardım et!



Ne ihsan kalmış ne adalet
Sarmış bizi binlerle afet
Kimse bize etmez merhamet
Allah’ım bize sen yardım et

Sen akıl verdin ele verdik
Bir fikir görsek onu yerdik
Sa’yu gayreti ipe serdik
Allah’ım bize sen yardım et

Akıllımız tümden kaçıktı
Tevekkülümüz sakat çıktı
Başımız örttük kıç açıktı
Allah’ım bize sen yardım et

Âdem babamız düştü kalktı
Elma bizim boğazda kaldı
Lilit aklımız baştan aldı
Allah’ım bize sen yardım et

Beşer şaşar tevbe yolu var
İnsana gerek çekme ayar
Kimi çektiği zikri sayar
Allah’ım bize sen yardım et

Hımadır, yanaşma harama
Rızkını haramdan arama
Garibce tuz basar yarama
Allah’ım bize sen yardım et

Dua ile!
30.11.2016

GARİBCE 


29 Kasım 2016 Salı

Ömer b. Abdulaziz ve adaleti


Irak valisi Adiy b. Arta’e, beşinci Râşid Halife sayılan ve adaleti ile meşhur olan Ömer b. Abdulaziz’e  mektup yazar ve gayrimüslim olduğu için askerlik hizmetinden muaf olma karşılığı cizye vergisi yükümlüsü olan  zimmilerin  bölük bölük Müslüman olduklarını, buna sebep cizye vergisinin düşmekte olduğunu  ve bu gidişle haraç gelirlerinin iyice azalacağını endişe ile yazmıştı. Adil Halife’nin verdiği cevap şöyle olmuştur:
“Allah peygamberimiz Muhammedi hidayetçi olarak göndermiştir, vergi tahsildarı değil! Allah’a yemin ederim ki keşke bütün insanlar Müslüman olsalar da  bunun sonucunda  ben de sen de çiftçilik yapsak ve elimizin emeği ile geçinsek, bunu ne kadar isterdim, bilemezsin.[1]
Halifenin kaygısı Halefi olduğu peygamberin gittiği yolu tutmak olmalıdır. Allah onu insanlığa doğru yola hidayet etmek, sırat-ı müstakim demek olan doğru yaşantı biçimine örneklik etmek, iyilikleri ve iyileri terviç etmek, kötülükleri ve kötüleri önlemek (beşîr ve nezîr), insanların yolunu aydınlatmak için göndermiştir. Buna rağmen arkasından devlet de –amaç olmamakla birlikte- gelmişti.
Önemli olan insanların doğruya ve mutlak gerçekliğe ermelerini sağlamaktı. Devletin hazinesini doldurmak ve devletlülere her türlü imkân sunmak peygamber ve onun halefleri için asla amaç olamazdı. Bu itibarla o, Müslüman olmalarına rağmen kendilerinden hala alınmakta olan cizye vergilerinin alımını durdurmuş ve kısacık halifelik döneminde birçok ıslahata girişmişti. Bunun sonucunda da haklı olarak “adil” lakabını almıştır.
O, adaletiyle maruftu.
Toplumları ayakta tutan ise son tahlilde vergi değil adaletti.
Allah adaleti emrediyordu. Hatta bir adım daha ötesi ihsanı teşvik ediyordu.
Adaletin zıddı zulümdü ve ortası da yoktu.
Zulüm ile asla âbâd olunmazdı.
Dua ile!
29.11.2016
GARİBCE







[1] إن الله بعث محمداً هادياً ، ولم يبعثه جابياً، والله لوددت أن الناس كلهم يسلمون حتى نكون أنا وأنت حرَّاثَين نأكل من كسب أيدينا
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...