10 Kasım 2018 Cumartesi

İktisadın Ekonomiye Evrilmesi ve Bağlam



Malum bizim bir iktisad anlayışımız vardı. Bu her alanda orta yolu tutmak demekti. İnançta bile. Gazalî’nin el-İktisâd fi’l-itikâd’ı İnançta Orta Yol demekti. Sonra “Sekinet (tüede, teennili hareket etme), iktisad, hal ve gidişatın güzelliği (es-semtü’l-hasen) nübüvvetin yirmi dört cüzünden biri” itibar edilmekteydi[1].
Geçimlikte iktisad maişetin yarısı idi[2]. Türkçemizde de “İşten artmaz, dişten artar” denirdi. Yani insan ne kadar çok çalışıp para kazanırsa kazansın, tutumlu harcamasını bilmezse bir şey artıramaz, demekti.
İktisad eden yoksulluk görmezdi[3].
Nafaka yükümlülüğü iktisad esası üzerine belirlenirdi[4].
Nehir kenarında olsan bile abdest alınırken iktisad gerekirdi[5].
Gel zaman git zaman devir değişti ve Sanayi devrimi yaşandı ve onun ihtiyaçları doğrultusunda ekonomi adında bir ilim oluştu. Biz ona da İktisad dedik.
Ne ki Ekonomi üretim ve tüketimin maksimize edilmesi anlayışı üzerine kurulmuştu. Belirleyici olan ekonomik adamdı ve ekonomik adam üretici ise üretimi tüketici ise tüketimi maksimize etmeye odaklanmış bir zihniyeti temsil ediyordu. Başka bir ifade ile ekonomi demek daha çok üretmek daha çok tüketmek demekti.
Bizim iktisadımız olabildiğince müstağnilikti[6] ve ihtiyaç kadar üretmek ve tüketmekti.
Ekonomi ise daha çok üretmek için daha çok tüketmek esasından hareketle yeni ihtiyaçlar yaratma çabasındaydı ve ihtiyaç olduğuna inandırılan şeylerin kahir ekseriyeti ise aslında ihtiraslarımızdan ibaretti.
İmdi sanayi dönemi bilimi olarak ortaya çıkan ekonomi eski dilde İktisad ile karşılanınca bu yeni içeriği ile ister istemez temel metinlerimizdeki iktisada yabancılaştık. Hatta onlara yeni anlamını yüklemeye çalıştığımız bile oldu.
Bu yazının amacı, bu örnek üzerinden bizim temel metinlerle yüzleşirken ne gibi problemlerle karşılaşabileceğimize bir ışık tutmaktı. Dolayısıyla metinleri kendi özgün bağlamları içinde anlamaya çalışmamızın gereğini vurgulamaktı.
Bağlama  bakılması anlamın sağlaması demekti.

Dua ile!
10.11.2018
GARİBCE


[1] المنتخب من مسند عبد بن حميد ت صبحي السامرائي (ص: 183) قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «التُّؤَدَةُ وَالِاقْتصَادُ وَالسَّمْتُ الْحَسَنُ جُزْءٌ مِنْ أَرْبَعَةٍ وَعِشْرِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ»
[2] أمثال الحديث لأبي الشيخ الأصبهاني (ص: 128): قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الِاقْتِصَادُ نِصْفُ الْعَيْشِ»
[3]  مسند ابن أبي شيبة (1/ 260) قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:  مَا عَالَ مَنِ اقْتَصَدَ
[4] التجريد للقدوري (10/ 5112)
[5] الطهور للقاسم بن سلام , I, 192:   قَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ: «اقْتَصِدْ فِي الْوُضُوءِ وَإِنْ كُنْتَ عَلَى شَاطِئِ نَهَرٍ»
[6] مسند البزار = البحر الزخار (3/ 160) مَنِ اقْتَصَدَ أَغْنَاهُ اللَّهُ، وَمَنْ بَذَّرَ أَفْقَرَهُ اللَّهُ وَمَنْ تَوَاضَعَ رَفَعَهُ اللَّهُ

1 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...