25 Ağustos 2018 Cumartesi

Adalet ve mahkeme kapılarında sürüm sürüm sürünmek!



Rahmetli Torosların Ehmeti Ahmet Fırat vefatından önce tamamlamış olduğu Yargı Etiği ve Mesleki Kimlik (Türkiye Adalet Akademisi, Ankara 2017) adıyla yayınlanmış. Bu değerli eseri, en verimli çağında elim bir trafik kazasında kaybımızın ardından acımıza bir nebze teselli oldu.
Torosların Ehmeti adlı ödül de kazanmış olan hatıratının ardından baskı ile gün yüzüne çıkmış olan kitabında Ehliyet ve Liyakat başlığı altında Turan Çınar’a da atıfla şöyle diyor:
Hâkim mahkeme kararlarının verilmesi de dâhil tüm yargısal görevlerini etkin bir şekilde, adilane ve makul bir süre içerisinde yerine getirmelidir. Geciken adalet adalet değildir. “Adaletin gecikmesi adaletsizliktir” (Landor). Vatandaşın biri öbürüne kızınca; “Seni mahkeme kapılarında sürüm sürüm süründürürüm” demektedir. Oysa doğrusu, “Seni dava eder, hakkımı söke söke alırım” demek olmalıydı. (s. 137)
Aslında vatandaş teşhisi yapmış. Adalet aramak demek mahkeme kapılarında sürüm sürüm sürünmek demektir.
Hastaneler için de benzer şeyler söylerler: Allah muhtaç etmesin, yokluğunu da vermesin. Derde düşenin derman araması da zor bir süreçtir. Allah dert verip derman aratmasın!
Rahmetli Abdurrahim Karakoç şiirinde geciken adaletten dert yanar[1].
Adalet mülkün temelidir.
Ehliyetli ve liyakatli hâkimler elinde vücut bulur.
Ehliyet ve liyakate bakılmaz, emanetler (kamu yetkileri) ehline verilmezse, kıyamet de orada hazır bekler.
Diyeceksiniz ki neyin kıyameti?
Hakkın ziyanı kıyameti.
O hak ki, özellikle İslam değirmeninin mihveridir. Dönen dünyamız o eksen etrafında döner. O yoksa mihver etrafında dönen bir dünya da yoktur. Orada her şey yerinden kopmuş, mülk yıkılmış, değirmen viran olmuştur.
Sevgili Torosların Ehmeti, eserinin elimize geçmiş olmasına bilsen ne kadar sevindim. Ne ki kardeşine ithafın ve imzan yoktu.
Allah seni sevdikleri ile beraber etsin.
Bu eserin de ahiretine azık olsun.
Dua ile!
25.08.2018
GARİBCE



[1] Gene tehir etme üç ay öteye
Bu dava dedemden kaldı hâkim bey
Otuz yıl da babam düştü ardına
Siz sağolun o da öldü hâkim bey

Kırk yıl önce yani babam ölünce
Kadılıklar hâkimliğe dönünce
Mirasçılar tarla takım bölünce
İrezillik beni buldu hâkim bey

Yaşım yetmiş iki usandım gel git
Bini geçti burda yediğim zılgıt
Eğer diyeceksen bana ne öl git
Oğlumun bir oğlu oldu hâkim bey

Sekiz evlek tarla bir geverlik su
Yüz yılda hüküme bağlanmaz mı bu
Kazanmasam da hu kazansam da hu
Canım ta bunuma geldi hâkim bey

Keşife meşife damgaya harca
Kanımız kurudu harca da harca
Sayenizde avukatlar yıllarca
Fakiri yoldu da yoldu hâkim bey

Mübaşir itekler katip zırvalar
Değişti bizde de güya devirler
Yüz yıl önce adam yiyen gavurlar
Tapucuyu aya saldı hâkim bey

Kabahat sizde mi kanunlarda mı
Şaşırdım billahi yolu yordamı
Kızma sözlerime alam kadanı
Sıkıntıdan içim doldu hâkim bey

Mülkün temeliydi adalet hani
Bizim hak temelde saklı mı yani
Çıkartıp da versen kim olur mani
Yoksa hırsızlar mı çaldı hâkim bey

Hem davacı pişman hem de davalı
Bu yolda tükettik çulu çuvalı
Sabret makamından çalma kavalı
Sürüler ekine daldı hâkim bey

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...