24 Kasım 2013 Pazar

Din dilinde kadın sorunsalı!

Kadın dedi Garibce adını andı
Köz oldu bak gene dili yandı

Kadın konusu yemek gibi değil, hani yiyince doyarsın, yemek de biter.
Galiba daha çok sakız gibi; çiğne babam çiğne. Ne bittiği var ne de biteceği. Kazandırdığı şey ne? Bir hiç. Çenemizin yorulmasından gayrı bir fayda sağladığı yok. Bunu bile bile gene de sakız çiğneriz. Ondan tuhaf bir haz alırız. Arada bir de şişirip patlattın mı, oh be! Keyfine diyecek olmaz.
Garibce bunun kitabını yazdı. (Tesettür Meselesinden Turban Sorununa, İz Yayıncılık, İstanbul 2007)
Garibce çeşitli vesilelerle pek çok yazı da yazdı.
Ve Garibce hâlâ yazıyor ve yazacağa da benziyor. Galiba Garibce de sakız çiğnemeyi seviyor.
Efendim, bugünlerde Buharî ve Müslim’in üzerinde ittifak etmiş oldukları hadisleri bir araya getirmiş olan ve zengin dipnotlarıyla da açıklamalı olan Muhammed Fuâd Abdulbâkî’nin el-Lü’lü ve’l-mercân (Beyrut 1986) adlı üç ciltlik kitabını kendime vird edindim onu okuyorum. Üç ciltlik bu kitabı bitirmek üzereyim. “Amellerin en hayırlısı az da olsa devamlı olandır” deniyor ya. Gerçekten de bu tür okumalar, az az ama sürekli yağan yağmur gibi verimli de oluyor.
Diyeceksiniz ki “Garibce bu kitabı daha yeni mi okuyor”? doğrusu biraz öyle. Daha önce de ondan istifade etmişliği oldu, ama satır satır, notlar alarak okuması yeni oluyor.
Aldığım notlar arasında tabii ki kadın konusu da var.
Az önce okurken bir hadis geldi. Kadının uğursuzluğunda bahsediyordu. Buharî’ye baktım. Orada arka arkaya şu hadisler var:
“Uğursuzluk ancak şu üç şeydedir: Kadın, at ve ev!”
Ama bir sonraki hadis ise şöyle: “Eğer bir şeyde uğursuzluk var ise kadın, at ve evde olmalı![1]
el-Lü’lü ve’l-mercân sadece bu ikincisini almış.
Ben, bu iki hadis arasında sıhhat analizi yapmayacağım.
Hadisler söz konusu olunca şunu bilmekte yarar vardır: Aynı konuda benzer ama farklı hadisler ile karşılaştığımızda bunun sebebini şöyle izah edebiliriz. Olay benzer şekilde tekrarlanmıştır ve dolayısıyla Hz. Peygamber birinci olayda söylediği sözün bir benzerini ikinci olayda ama farklı bir şekilde söylemiştir.
Ya da aynı olaya tanık olan raviler, daha sonra olayı kendilerinden sonra gelenlere aktarırken kendi anladıklarını ve hata bazen kendi yorumlarını katarak da nakletmişlerdir.
Bu ikinci ihtimal daha yaygın ve güçlüdür.
Bir kere hiçbir hadisin “Hz. Peygamber’in ağzından çıktığı gibi” aktarılmış olduğunun garantisi yoktur. O yüzden gelenekte bir âyet okunduğu zaman “Sadakallahu’l-azîm fîmâ kâl” denirken, Hz. Peygamber’e ait bir hadis anıldığı zaman arkasından –eminim ki şimdiye kadar hutbelerde buna tanık olmuşsunuzdur- “sadaka Rasûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl” denilmektedir. Yani Kur’an ile ilgili “Allah hak buyurdu!” denirken  hadis söz konusu olduğu zaman “Rasûlullah bu sözünde ya da benzeri ifadesinde hak buyurmuştur!” denir.
İşte bu yüzden de Hadisler’le sahih bile olsalar dilde istişhadda bulunulmaz. Yani bir kelimenin anlamı ve kullanımı konusunda Arap şiirinden, Kur’an’dan, darb-ı mesellerden kanıt getirilir, ama hadislerden getirilmez. Sözünü ettiğimiz yani tırnak içinde hadis diye nakledilen sözün bizzat Hz. Peygamber‘in ağzından çıkmış olduğunun garantisi olmadığı gerçekliği yüzünden, kendisi “Arapların en fasihi” ya da “Dât harfiyle konuşan kavmin en fasihi” olmasına rağmen, onun sözleri dilde kanıt olarak kullanılmaz.
Meşhur hadislerin zaman içinde özellikle de rıhleler (ilim/ hadis yolculukları) sonucu lafzında bir benzeşmeye gittiği ve bir süreç dahilinde standartlaştığı erbabının malumudur.
Sahih hadislerin ilmî değeri “zan” ifade etmektir. Bu da yüzde ellinin üzerinde ama yüzde yüz olmayan bir bilgi demektir. Bu kadarı amel için yeterlidir, ancak yüzde yüzlük kesin bilgi gerektiren inanç tesisi ve furu-ı fıkhın da genel esaslarını, ilke ve umdelerini belirlemek için yeterli değildir. Bu alanda mütevatir ve istikra yöntemi (tümevarım) ile elde edilen katî esaslara ihtiyaç vardır.
“Gene Garibce yoldan çıktı aldı başını gidiyor” dediğinizi duyar gibiyim.
Sadede gelelim.
Şimdi bu iki hadis aynı şeyi mi söylüyor, yoksa farklılık mı arz ediyor.
Birinci hadis, kesin bir biçimde kadın, at ve evde uğursuzluk olduğunu söylüyor.
Ancak hemen şunu belirtmeli ki -velev ki böyle anlaşılsa bile- uğursuzluğun bunların bizatihi kendilerinde değil, sebep oldukları neticeler itibariyle öyle olduklarının ifade edildiği şarihler tarafından da yorumlanıyor: Yani “kadın doğurmuyor ve bir eş olarak kendinden beklenileni vermiyorsa, at cihad ve benzeri hayır hizmetlerinde kullanılmıyor ise ve ev de dar olması, çürük olması, komşularının kötü olması gibi içinde yaşayan kimseye saadet getirmiyorsa ko gitsin!” anlamında yorumlamak gerekiyor.
İkinci hadis ise çok daha farklı bir anlam içeriyor. Bir kere uğursuzluk telakkisinin olmadığını, eğer olsaydı o takdirde bu sayılanlarda olacağını ifade ediyor.
Nitekim Hz. Aişe, Ebu Hüreyre’nin de benzer şekilde rivayette bulunduğu kendisine söylenince pek kızmış, onu yanlış anlamakla itham etmiş ve Hz. Peygamber’in sözünde “Cahiliye döneminde olan bir olgudan bahsettiğini” ifade etmiştir.[2]
Bu durumda, ikinci anlayış İslam’ın uğursuzluk inancı karşısındaki genel telakkisine daha uygun düşüyor.
Garbce’nin kanaati odur ki bu ikinci anlamı beyan için söylenmiş bu söz, birinci hadisin ravisi tarafından bir vakıa olarak toplumda var olan kültürel bir gerçeklik penceresinden süzülerek  o zatın kulaklarına, oradan zihninde mevut olan algı doğrultusunda belleğinde yer etmiş ve zamanı gelince de  gene aynı pencereden süzülerek dilinden dökülmüş ve başkalarıyla paylaşılmıştır.
Yoksa Hz. Peygamber kadın, at ve evi özü itibariyle neden uğursuzluk kaynağı saysın ki!
Mutluluğun bunlarsız pek olmayacağını herkes bilir de Hz. Peygamber mi bilmez!
Kaldı ki Hz. Peygamber’in insanın mutluluğunda bunların ne denli paylarının olduğuna dair pek çok beyanları vardır: “Bütün dünya bir yana saliha bir kadın bir yana!”[3] anlamına gelecek sözlerini burada hatırlatmak yeterlidir.
İmdi bu örnek de gösteriyor ki, bizdeki kadın sorunsalı çok derindir, mudıldır. Kaynaklarda başlamaktadır. Bir de buna yorumlar binince vay anam vay, vay  ki ne vay! Çık bakalım içinden artık nasıl çıkacaksan.
Çıkamasak bile bulunduğumuz yerle ilgili farkındalık da bir artı durumdur. En azından, çöplükte köpeklerle sarmaş dolaş olan sarhoşun kendini cennette huri gılman ile birlikte sanması gibi olmaktan iyidir.
Çözüm mü dediniz?
Ha, ben de “zaman” dediniz sanmıştım.
Hem her şeyi Garibce çözecek değil ya!
Sarkıntılık yaptığı kadına mesaj vermek amacıyla öpüp durduğu ve neden dendiğinde de “adı Muhammed de ondan!” dediği çocuğu yerine, sokaktan tutulup getirilen eli yüzü kirli, sümüklü çocuğu öpmesi istenen adam “Muhammed ümmeti yalnız ben miyim, onu da mübaşir öpsün!” demiş ya hani.
Garibce de onu söylüyor.
Dua ile!
24.11.2013
GARİBCE




[1] صحيح البخاري ـ حسب ترقيم فتح الباري - (4 / 35) 2858- حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ ، عَنِ الزُّهْرِيِّ ، قَالَ : أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللهِ أَنَّ عَبْدَ اللهِ بْنَ عُمَرَ ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا ، قَالَ : سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ إِنَّمَا الشُّؤْمُ فِي ثَلاَثَةٍ فِي الْفَرَسِ وَالْمَرْأَةِ وَالدَّار.
2859- حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ مَسْلَمَةَ ، عَنْ مَالِكٍ ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ : إِنْ كَانَ فِي شَيْءٍ فَفِي الْمَرْأَةِ وَالْفَرَسِ وَالْمَسْكَنِ. 
[2] وَقَدْ أَنْكَرَتْهُ أُمُّ الْمُؤْمِنِينَ عَائِشَةُ - رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا - عِنْدَمَا سَمِعَتْهُ وَاعْتَبَرَتْهُ مِنْ أَوْهَامِ رَاوِيهِ ، وَأَنَّهُ قَدْ أَخْطَأَ فِي رِوَايَتِهِ . فَقَدْ رَوَى أَحْمَدُ أَنَّ رَجُلَيْنِ مِنْ بَنِي عَامِرٍ دَخَلا عَلَى عَائِشَةَ فَقَالا : إِنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ : " الطِّيَرَةُ فِي الْفَرَسِ وَالْمَرْأَةِ وَالدَّارِ " فَغَضِبَتْ غَضَبًا شَدِيدًا وَقَالَتْ : " مَا قَالَهُ " . وَإِنَّمَا قَالَ : < إِنَّ أَهْلَ الْجَاهِلِيَّةِ كَانُوا يَتَطَيَّرُونَ مِنْ ذَلِكَ > .الموسوعة الفقهية: 25/331
[3] صحيح مسلم ـ مشكول وموافق للمطبوع - (4 / 178) 3716 - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- قَالَ « الدُّنْيَا مَتَاعٌ وَخَيْرُ مَتَاعِ الدُّنْيَا الْمَرْأَةُ الصَّالِحَةُ ».

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...