1 Aralık 2014 Pazartesi

Ziyaretleşme!


Daha önce bir süre oda arkadaşlığı yaptığımız saygılı Ramazan hocamız ziyaretimize geldi. Hoca dediğin öyle olacak. “Her şeyin yenisi dostun eskisi makbuldür” (Küllü cedid leziz illa’l-halîl) diye başladı ve özlemini dile getirdi. Sonra ziyaretin önemine geçti. Özellikle de hasta ziyareti, taziye ziyareti gibi onlara değindi.
İsimleri aklımda tutamam ki. Nasıl bir hafıza ki nerede nasıl ve hangi vakitte  tanıştığını en ince ayrıntılarına kadar anlatan hoca Bursa’da (orası aklımda kaldı) ağır  bir kaza geçiren bir dostunu hastanede ziyarete varır. Adamcağızın göğüsten aşağısı  alçı içindedir. Geçmiş olsun der, adamcağız şükreder ve bundan da ne hayırlar elde ettiğini anlatır. “Hayırdır, bizim göremediğimiz ne var!?” dediğinde de adam şöyle der: “Eskiden bir kimse hasta oldu mu, nasıl olsa iyileşir, çarşıda pazarda görünce geçmiş olsun derim derdim. Birisi vefat edince de gene benzer bir tavırla geçiştirirdim. Şimdi ise  bu hali yaşadıktan sonra bir kimse hasta olunca ilk ziyaretçisi ben olamazsam mutlaka ikincisi ya da üçüncüsü olacağım. Keza bir kimse öldüğünde de taziyeye ilk giden ben olmazsam mutlaka ikinci ya da üçüncü kişi ben olacağım!” demiş.
Hoca anlattı anlattı ve anlattı. Bu arada hasta ziyaretlerinde hastaya eziyet vermemek gerektiğinden de bahsetmeyi unutmadı.
İnsanların bir birlerine bigane kaldığını anlattıktan sonra  kaldığı on beş bin kişilik sitede kendisinin çok güzel bir uygulama başlattığını ve siteden her kim hasta ya da cenaze sahibi ise cemaati etrafına toplayıp ziyarete gittiklerini ve böylece insanların birbirleriyle kaynaştıklarını anlattı. Birinde  cemaatten bir albayın hasta olduğunu duymuşlar. Hemen diyor cemaate söyledim. Albayımızı ziyarete gelmek isteyen benimle buyursun. Tam altmış kişi evin kapısına dayandık. İçeride hasta küçük bir oda da yatıyordu, karga tulumba onu salona aldık ve dedim ki: “Albayım bak bu keşif kolu. Eğer iyileşip de bayram namazına gelemeyecek olursan bil ki tüm cemaat geleceğiz!”
Bayram namazından sonra sıra olup bayramlaşıyoruz. Baktım albay da sıraya girmiş zar zor ayakta duruyor ve sesleniyor: “Hocam bak ben iyi oldum!”
Bir başka ziyaretçiyi anlatıyor. Adam fena hasta ve yanında kimsenin olmasını istemiyor.  Adam ziyarete gelmiş bir türlü gitmiyor. Neyse dur şuna hafiften laf çakayım belki anlar da gider diyor ve ekliyor: Bazı münasebetsiz adamlar var hasta demiyorlar sayrı demiyorlar adamın başında bekle babam bekle, hasta ne çekiyor  halden anladığı yok!”
Adam, “Öyle öyle! Ne anlayışsız insanlar var!” diyor ve ekliyor: “Efendim durun ben kapıyı arkadan kilitleyeyim de kimse gelmesin!”  Hasta adamcağız “Vallahi kilitlemen  iyi olur da yalnız içeriden değil de dışarıdan olsa derim!” diyor.
Ve muhabbet devam ediyor.
Garibce de kısa günün kârı kabilinden aklında tutabildiği bakiyyetül bakiye kabilinden bir iki kelamı sizlerle paylaşmak istiyor.
Ders mi?
Hangisi?
Seçip almada arif olmak gerek.
Dua ile!
01.12.2014

GARİBCE

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...