12 Ağustos 2014 Salı

Fe bi eyyi âlâi Rabbikümâ tükezzibân!




Rahman suresinde malum Yüce Allah biz kullarına olan nimetlerini bir bir sıralar da arkasından da “Fe bi eyyi âlâi Rabbikümâ tükezzibân!” “Şimdi deyin bakalım Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabileceksiniz?!” der.
Az önce tek başına bir okul olan İSAV’ın vaktiyle tartışmalı ilmî toplantı olarak gerçekleştirdiği İslam Düşüncesinde Gayb Problemi I adlı kitabını okurken çok sevdiğim M. Said Hatiboğlu hocamın tebliğinin girişindeki şu konuşma ister istemez dikkatimi çekti:
“Bizim zamanımızın şartlarını biliyorsunuz. Fakültemiz dahi yoktu. 1949-1950 yılarında Ankara İlahiyat Fakültesi açıldı ve altı yüz senelik İslam’a hizmet bayraktarlığı yapan bir devletin akabinde kurulmuş bir devlette, İlahiyat Fakültesinde tefsir, hadis, Arapça dersi verecek bir tek profesör yoktu.
Ben şahsen Arapça dersi almak üzere Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde Arapça Kürsüsünün derslerine gidiyordum ve orada bu dersi öğreten hoca bir Alman idi…”
Sonra da hoca kırk dört senelik fakülte yılları boyunca okuduklarından “İslam ümmetinin son döneminde bir tenkid zihniyetinin olmadığını gördüğü ve gelişmenin de buna sebep olmadığı tespitinde bulunuyor. (M. Said Hatiboğlu, “Kur’an ve Sünnet Işığında Hz. Peygamber’in Gayba Muttali Olması”, Kur’an ve Tefsir Araştırmaları –V (İslam Düşüncesinde Gayb Problemi I), İstanbul 2003, s. 23).
Şu anda ben ilahiyat fakültelerimizin sayısını bilmiyorum. Sadece kendi alanımda (İslam hukuku ya da asıl adıyla fıkıh) profesör olan hocalarımızın sayısını dahi bilmiyorum. Hesap için ellerimde ne kadar parmak varsa onların her birini onar saymam halinde belki ancak sayılarını ifade edebilirim. Belki yetmez dilimi de çıkarmak durumunda kalabilirim.
Hal böyle iken deyin bakalım Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilecek ya da yok sayabileceksiniz?!
O zaman kurtulduk demek.
Bilemem. Ancak Hoca diyor ki: Tenkid zihniyetinin yokluğu gelişmeyi önlüyor.
Sahi bizim hocalarımızda tenkid zihniyeti ne kadar vardır ve de gelişmiştir.
Ula oğlum böylesi zor ve netameli soruları neden sorarsın? İşin mi yok. Git kendi işine bak. Senin ataların  dememiş mi: “Bizim oğlan bina okur, döner döner yine okur!” diye.
Armut dibine düşer. Adam olacaksan, atalarının yolundan gidecek ve sen de Bina okuyacak, sonra dönüp gene okuyacaksın. Ne zaman yoruldun, umudu tüketmeye başladın aşk ile bir daha bir daha okuyacaksın ve işte o zaman tarih denilen şey yazılmış olacak.
Ben bir Garibceyim ve hocanın dediklerinden bunları anladım. Hem size de ulaştırayım dedim. Ola ki içinizde Garibce’den daha anlayışlı kimseler ola ve onlar sözü gerçek yerine koyalar.
Dua ile.
12.08.2014
GARİBCE


2 yorum:

  1. Fikrine, zihnine, emeğine, yüreğine sağlık; tespit, teşhis, tedaviye dönük rehberliğine teşekkür aziz kardeşim. Rabbim râzı olsun. Sağlığını korusun, ömrünü bereketli kılsın inşâallah. 1974-79 yıllarında öğrencisi olma şerefine erdiğimiz hocamıza hürmet ve minnetler, sağlıklı, hayırlı uzun ömürle inşâallah. Muhabbetle kucaklıyorum. Selam, sevgi, saygı, sağlık ve âfiyet dileklerimle.

    YanıtlaSil
  2. Yüreğine sağlık hocam. Allah ömrüne bereket versin. Bu mesele daha birkaç yüzyıl devem eder. Bina okumaya devam.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...