26 Ekim 2014 Pazar

Söyle bağlamını vereyim anlamını!


 Daha önce bağlamın anlamı belirlemede ne kadar etkin olduğuna dair Garibce olarak yazılarımız olmuştu. Malum bizim usul kitapları örnekler açısından yeterli değildir. Öncekilerin vermiş olduğu bir kaç örnek genellikle aynısıyla sonradan gelenler tarafından tekrarlanır Hal böyle iken konuların anlaşılması için ne kadar çok örnek olursa o kadar iyi olacağını düşünürüz.
Bugün Hadislerle İslam’ın Giriş kısmını okurken bazı hadislerin tercümesi dikkatimi çekti. Bir önceki yazımızda “
ortak aklımızın dil açısından hâlâ rüşdünü ispat edemediği” şeklindeki kanaatim bu vesile ile doğrusu pekişti. Türkçe karşılıklarını bulma bakımından galiba bir sorun yaşıyoruz. Mesela  Buharî’den alınan bir hadis “Sizden biriniz esneyeceği zaman mümkün olduğu kadar yutkunsun!”[1] (s. 111) şeklinde tercüme edilmiş. “Olabildiğince savsın yahut kendisini tutsun” şeklinde çevrilmesi Türkçe karşılığı bakımından daha uygun iken “yutkunmak” denilmiş. Yutkunmak apayrı bir şey olmalı.
Saç ekletenlerle ilgili olarak da “yünden mamul kılları eklemesinde bir sakınca yoktur” diye garip bir çeviri yapılmış.
“Yünden mamul kıl” nasıl olur ki?
Oysa ilgili diğer varyantlara bakıldığı zaman hadise “siyah yün belikler/ örgüler eklenmesi” şeklinde hem Türkçe’ye hem de mantığa daha uygun bir karşılık verilmesi yerinde olurdu.
Bu kadarı ile kalsa ne ala. Hadisin son kısmının da tamamen yanlış çevrildiği görülmektedir. Çünkü buradaki “vasıla”  kelimesi “saç ekletenler” değil genç iken yapmakta olduğu fuhuş mesleğini, ihtiyarlayınca da kılavuzluk[2] yaparak sürdürenler” anlamındadır. Yani kelime “öncekini sonrakine bağlamak” şeklinde sözlük anlamında kullanılmıştır.
Buhari’de ve pek çok sahih hadis kitabında Hz. Peygamber’in el-vasıla’ya lanet ettiği hadisine yer verilir[3]. Vasıla’ya da saç ekletenler anlamı verilir.
Garibce olarak da ben pek çok münasebetle hocalarımızın “Saç ekletmenin dinen hükmü nedir?” sorusuna, hemen  “Haramdır çünkü Hz. Peygamber bunlara lanet etmiştir” şeklinde cevap vermekten geri durmadıklarını görmüşümdür.
İlk kez İbn Âşur’da insaflı bir yorum görmüştüm ve İlmihalimizi yazarken de o yoruma yer vermiştim. Bizim herkesi lanetin girdabına çekme gibi hiçbir çabamız olmamıştır. Peki, tüm âlemlere rahmet olan Peygamber, böyle bir fiile neden lanet okusun o zaman.
Bugün bu vesile ile hadisin tüm varyantlarını taradım. Karşıma şöyle  bir bilgi çıkıyordu ve İbn Aşur’un yorumunu teyit ediyordu.
Bu ve lanetle anılan diğer özellikler fuhuş sektörünün alamet-i farikasıydı ve lanet işte buna sebep söz konusu edilmişti. Ancak zamanla bağlam unutulmuş ve hadisler mutlaklık kazanmış ve o yüzden de saç ekletenler, dövme yaptıranlar… hep lanetli yaratıklar olarak anılır olmuşlardır.
Aşağıda metinlerine yer verilen bu rivayetlerde[4]  Hz. Aişe şöyle demiştir: “Bir kere vasıla insanların anladığı şekilde değildir. Bir kadının saçlarının dökülmüş olması halinde onun saç ekletmesinde bir sakınca yoktur. Lanetle anılanlar, gençken fuhuş yapan yaşlanıp da bilfiil yapamayacak hale gelince de  kılavuzluk yaparak fuhuş mesleğini sürdürenlerdir.”
Hayda! Ve işte böyle!
Nereden nereye!
Ah be bağlam ah!
Söyle bağlamını vereyim anlamını!
Dua ile!
26.10.2014
GARİBCE










[1] صحيح البخاري (4/ 125) عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: " التَّثَاؤُبُ مِنَ الشَّيْطَانِ، فَإِذَا تَثَاءَبَ أَحَدُكُمْ فَلْيَرُدَّهُ مَا اسْتَطَاعَ، فَإِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا قَالَ: هَا، ضَحِكَ الشَّيْطَانُ "

[2] Metinde geçen ve bizim kılavuzluk diye çevirdiğimiz “kıyade” kelimesi kaba dilde esasen kavatlık, pezevenklik demektir.
[3] صحيح البخاري (6/ 148) عَنْ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: «لَعَنَ اللَّهُ الوَاصِلَةَ»
[4] عيون الأخبار (4/ 101)
باب القيادة
قالت عائشة رضي الله عنها: ليست الواصلة بالتي تعنون، وما بأس اذا كانت المرأة زعراء  أن تصل شعرها، ولكن الواصلة أن تكون بغيّا في شبيبتها، فإذا أسنّت وصلته بالقيادة.
المفصل فى تاريخ العرب قبل الإسلام (9/ 140)
وعرفت "القيادة" عند الجاهليين. قالت "عائشة رضي الله عنها: ليست الواصلة بالتي تعنون، وما بأس إذا كانت المرأة زعراء أن تصل شعرها، ولكن الواصلة أن تكون بغيًّا في شبيبتها، فإذا أسنت وصلته بالقيادة". والقوادة هي التي تجلب البغايا للرجال، وأما القواد، فالذي يقوم بالقيادة. و"التدييث" القيادة. و"الديوث" القوّاد على أهله والذي لا يغار على أهله. وقيل: الديوث والديبوب الذي يدخل الرجال على حرمته بحيث يراهم، كأنه لين نفسه على ذلك.
وقيل: هو الذي تؤتى أهله وهو يعلم.
لسان الميزان (3/ 154)
وروى مسلم بن إبراهيم عن سعد الإسكاف قال خرجنا لي بن أشوع فخرج علينا فقلنا له حدثنا بحديث عائشة رضي الله عنها في الواصلة فدخل المسجد فقال إنك سألتني عن الواصلة وأن عائشة رضي الله عنها قالت ليست بالتي يعنون وما بأس إن كانت المرأة زعراء قليلا شعرها أن تصل شعرها وإنما الواصلة التي تكون في شبيبتها بغيا فإذا أسنت وصلته بالقيادة .
الضعفاء للعقيلي - ت السرساوي (3/ 79)
2548- حَدثني جَدّي، قال: حَدثنا مُسلم، قال: حَدثنا شَملَة بن هَزال، أَبو حُترُوش الضَّبّي، قال: حَدثنا سَعد الإِسكافُ، قال: خَرَجت إِلى ابن أَشوع، وإِذا نَفَر على بابه جُلُوس، فَخَرَج عَلَينا، فَخَرَجت أَمشي معَهُ، فَسأَلتُه حَديثًا عن عائِشة, في الواصِلَة، فقال: إِنَّك لَمُنقِر، قال: فاتَّبَعتُه, حَتَّى دَخَل المَسجِدَ, فانتَهَى إِلى الحَلقَة الَّتي يَجلس إِلَيها، فَولاهُم ظَهرَه وأَقبَل عَلَيَّ, فقال: إِنَّك سأَلتَني عن الواصِلَة، وإِن عائِشة قالَت: لَيست الواصِلَة بِالَّتي تَعنُون، وما بَأس إِن كانت المَرأَة زَعراء قَليلاً شَعرُها, أَن تَصِل رَأسَها بِقَرن صُوف أَسود، أَلا لَيست ذِه بِالواصِلَة، ولَكِن الواصِلَة الَّتي يَكُون في شَبيبَتِها بَغْي، فَإِذا أَسَنَّت وصَلَته بِالقيادَةِ.

1 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...