6 Ocak 2016 Çarşamba

Cennetten çıktı bir Kitap Ardısıra bir kötek



Dünkü kahve muhabbetimizde iki dadaş hafız çocukluk özlemlerine gittiler. Aman ne özlem aman ne özlem! Hepsi de dayak üzerine. Birisi babasından okumuş, öbürü köyün efesinden. Baba kendine özgü falaka yapmış, bir ucundan annesine tutturur bir ucundan ağabeyine, ayaklarının altına yer misin yemez misin. Bütün keramet dayakta bilinir, ne kadar dayak yenirse o kadar iyi hafız olunurmuş. Belli ki yedikleri dayaklardan çatlamadık yerleri kalmamış. Ben de düşünürdüm ki bu çatlaklık nerden gelir?
Öbürü anlatır: Der ki: Efe, “Ben gelene kadar ezberini tamam edeceksin! dedi gitti.  Ben oturdum, için için ağlıyordum. Evde bir de misafir vardı. Bana baktı, buğulu gözlerim dolu dolu:  “Ağlama uşağım ağlama! Büyüyünce unutursun.” dedi ve asıl şu hakimane sözü söyledi. 
“Cennetten çıktı bir Kitap
Ardısıra bir kötek
Olmasaydı o kötek
Okunmazdı o kitap!”
Ha ben de muhtemelen o yıllar İmam Hatip birinci sınıfta idim ve on bir yaşındaydım.  İngilizce yazılı imtihanında dersin hocası olan hocamdan epey bir hırpalandıktan sonra boynumun köküne yediğim balyoz gibi yumrukla altıma işemiştim. Kime gidecektim. Okulun müdürü oydu.
İşte bir dönemin eğitim anlayışı.

Dua ile!
06.01.2016

GARİBCE

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...