21 Ocak 2016 Perşembe

Neden insanlar hep birbirlerini alt etmek için çalışırlar? Bu fıtri bir durum mudur?


İnsanlar şirin varlıklardır, sempatiktirler, sevecendirler, hoşturlar… Ama bunların yüzlerinde bir maske olup olmadığından hemen emin olmamak gerekir.
Hz. Ömer, bir kimse hakkında ismine ve simasına bakarak bir fikir edinebileceğimizi ancak gerçek kanaatin oluşması için “ille de insanın denenmesini…” belirtir.
Anadolu irfanı da bir kimseyi tanıdım diyebilmek için onunla yolculuk yapmayı, onunla  ortak olup iş yapmayı, komşuluk yapmayı gerekli görür.
Bu demektir ki insanların davranışlarını büyük ölçüde çıkar ilişkisi belirliyor.
Size karşı hep hoş görünen bir kimsenin gerçek yüzünü onun nasırına bastığınızda ya da çıkarına halel getirecek bir davranış içine girdiğinizde ancak öğrenebilirsiniz.
Kötü olmak da iyi olmak da insanın fıtratında belki eşit derecede var olan özellik olmalıdır. “Her doğan fıtrat üzere doğar” denilirken kastedilen insan olarak yetkinlik değil, aksine sadece ve sadece yatkınlıktır. Bu yatkınlık iyiye olduğu kadar kötüye de olabilir.
İnsanın özünde iyilik duyguları olduğu gibi kötülük meyli de vardır.  Yaratılıştan bahsedilirken el-A'raf 7/152’de şeytanın Allah’ın doğru yolu üzerine oturacağını ve onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından sollarından geleceğini ve bunun sonucunda onların çoğunun şükreden kullardan olmayacaklarını ifade ediyor.
Şeytan insana hariçten gelen iğvalar olabileceği gibi Nâs suresinde ifade edildiği gibi insanın içinden gelen iğvalar/ vesveseler şeklinde de olabilir. Bunlar insan içinde bulunan nefsani arzular, şehvetler,  kaprisler, saplantılar, kuruntular… gibi kötücül dürtülerdir. İnsan Rabbanî bir terbiye (eğitim) yoluyla fıtrî olan yatkınlığını iyi tarafa doğru ağdırmadıkça, pekâlâ belki de kolayca kötüye doğru da meyledebilir. Bu itibarla insanların yaratılış itibariyle iyi ya da kötü olduğunu söylemek doğru değildir ve koyu bir kadercilik inancını gerekli kılar. Özünde kötü olan bir kimsenin,  yapabileceği kendi elinde bir şey yoktur. Keza öyle birine başkalarının da yapabileceği bir şey yoktur. Bu itibarla nerede görülürse bir tekme de biz vurmalıyız gibi bir anlayışı besler.
Öbür taraftan yaratılış itibariyle özünde iyi insan da yoktur. Belki  iyi işler yapan insan, kötü işler yapan insan vardır. Hep iyi şeyler yapan bir kimsenin bazen kötü bir iş işlemesi, her zaman kötü şeyler yapan kimsenin bazen de iyi bir iş yapması mümkündür. Değerlendirme işte yapılan bu işler itibariyle olmalıdır.
Hesap gününde de insanlar tartılmayacak; onların imanları ve amel-i salihleri tartılacaktır. İyi amelleri kötü amellerinden ağır basanlar (ashabu’l-yemîn) cennete gidecek, öyle olmayanlar da cehenneme sürüleceklerdir. Allah’ın geçerli olan sünnetullahı böyledir.
Hal böyle olunca bizim sorumlu insanlar olarak hiç kimseden ümidimizi kesmememiz gerekir. Keza hiç kimseye karşı da yanlış yapmaz diye kefil olmamız uygun değildir.
Dua ile!
21.01.2016

GARİBCE 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...