24 Kasım 2013 Pazar

Cennetliğim diye avunma! İlk atışta hiç kertiş vurdun mu?


Garibce’nin köyü Orta Toroslar’da. İki derenin birleştiği   bir yerde. Köyün aşağısına doğru dere boyu her iki taraf da dik ve yüksek yamaç ve tamamıyla kayalık. Yaya yürünecek yol yok. Say derler. Kaypak ve sarp kayalık olduğu için. Çocukluğumuz yazları derelerde çimmekle geçti.  
Bu sarp kayalıklarda bizim kertiş dediğimiz bir hayvan var. Bu hayvan, tam kayanın ucuna çıkar ve devamlı üfler gibi yapar. Biz nerede bir kertiş görsek mutlaka hemen taşa sarılır ve onu ilk atışta vurmaya çalışırdık. Çünkü eğer ilk atışta vurabilirsek doğru cennete gideceğimize inanırdık. Hep öyle söylerlerdi. Büyüklerden öyle duyardık. Buna karşılık ondan cüsse olarak daha küçük ve kuyruğu daha ince ve uzun, pürüzsüz olan kertenkeleye ise asla dokunmazdık. Eğer yakalayabilirsek ona elimizi öptürmeye çalışırdık. Kertenkeleyi çok severdik. O bizdendi.  Kertiş ise düşman.
Neden öyle idi?
Çünkü inanırdık ki kertiş Hz. İbrahim ateşe atıldığı zaman bütün canlılar söndürmek için çalışırken o ateşine üflemiş. Şimdi haydi gel sen de gayreti diniye ve enbiya muhabbeti  ile dopdolu olan bir çocuk olarak kertişi sev. Ama buna mukabil, kertenkele ise kendi cirmine bakmadan Nemrud’un ateşini söndürmek için ağzında su taşımış.
Her ikisi de hala o günkü hareketlerini yapmayı sürdürüyorlar. Hele kertiş, o kadar açık ki, kayanın ille de ucuna çıkıyor ve oradan üflüyor. Demek ki ateşe iyice yakın olmaya da çalışmış.
Seni gidi lanet olasıca seni!
Aradan yıllar geçti, çocukluktan çıktık ve okuduk, tahsilimizi yaptık. Aaa! O da ne? Bizim kertiş muhabbeti hemen hemen aynısıyla bizim kitaplarda da var. Hem de hadis şeklinde.  Hz. Peygamber  onu “fuveysık”  (muzır) diye adlandırmış ve “ilk atışta vurana şu kadar sevap, ikincisinde vurana bu kadar, üçüncüsünde vurana da şu kadar sevap var” buyurmuş ve hem de aynı gerekçeyi o da anmış. “Çünkü” buyurmuş, “bütün canlılar İbrahim’in içine atıldığı ateşi söndürmeye çalışırken o ateşi harlandırmak için üflemişti”.[1]
Katır da odun taşıdığı için lanetli olmuş ve soyu kendisinden sürmemiş.
Görüyorsunuz ya, meğer biz daha çocuk iken neler biliyormuşuz.
Kültür, demek ki böyle bir şey oluyor.
Biz, Torosların içinde derin bir vadide yaşasak bile  ne de olsa aynı kültürün çocuklarıyız.
Bizim sahih hadis kaynaklarında geçen bu hadisin, bizim için ne değer ifade ettiği tabi ayrı bir konu. Ancak hemen şunu söyleyelim ki Hz. Peygamber de bizim gibi belli bir kültürün içine doğmuş ve onun içinde büyümüştü.
Google’da görsel olarak dabb’a (keler) yine baktım.  Anadolu insanının onu yemesi çok zor. Nitekim Hz. Peygamber  de yemedi. Ama sofrasında yiyenlere de bir şey demedi.  Etrafında yiyenler olmadığı için “İçim çekmiyor!” buyurdu.
Çekirgenin ise Araplarca ne kadar özlenen bir yiyecek olduğunu biliyorum. Bizim şeriatımızda çekirge, boğazlanmadan yenilmesi helal olan bir hayvan oluyor.
İmdi, bütün bunları kültür ile izah etmek Garibce nazarında daha hikmetlice geliyor. Bütün dünya halklarını, Arab’ın  kültürü içine sokmaya çalışmanın da dar geleceğini ve sonuç vermeyeceğini sanıyorum.
Çekirge yemedim. Ama herhalde kertiş öldürmüşümdür. İlk taşta vuracak kadar da atıcı değildim.  Şimdi gençlikte şöyle böyle demenin anlamı da yok.  Gençliğimde de çok becerikli değildim.
Ama boynumdan hiç eksik etmediğim bir cücük (kuş) lastiğim vardı.  Onda galiba fena değildim.
Kim bilir nice yuvalar bozmuşuzdur.  Kertişin sevabı onların günahını denkler mi bilinmez. Allah affetsin.
Dua ile!
24.11.2013
GARİBCE


Üstteki kertenkele, alttaki vezag = kertiş

[1] صحيح مسلم ـ مشكول وموافق للمطبوع - (7 / 42)  عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « مَنْ قَتَلَ وَزَغَةً فِى أَوَّلِ ضَرْبَةٍ فَلَهُ كَذَا وَكَذَا حَسَنَةً وَمَنْ قَتَلَهَا فِى الضَّرْبَةِ الثَّانِيَةِ فَلَهُ كَذَا وَكَذَا حَسَنَةً لِدُونِ الأُولَى وَإِنْ قَتَلَهَا فِى الضَّرْبَةِ الثَّالِثَةِ فَلَهُ كَذَا وَكَذَا حَسَنَةً لِدُونِ الثَّانِيَةِ ».
سنن ابن ماجة ـ محقق ومشكول - (4 / 381) 3231- عَنْ سَائِبَةَ مَوْلاَةِ الْفَاكِهِ بْنِ الْمُغِيرَةِ ، أَنَّهَا دَخَلَتْ عَلَى عَائِشَةَ فَرَأَتْ فِي بَيْتِهَا رُمْحًا مَوْضُوعًا ، فَقَالَتْ : يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ مَا تَصْنَعِينَ بِهَذَا ؟ قَالَتْ : نَقْتُلُ بِهِ هَذِهِ الأَوْزَاغَ ، فَإِنَّ نَبِيَّ اللهِ صَلَّى الله عَليْهِ وسَلَّمَ أَخْبَرَنَا : أَنَّ إِبْرَاهِيمَ لَمَّا أُلْقِيَ فِي النَّارِ ، لَمْ تَكُنْ فِي الأَرْضِ دَابَّةٌ ، إِلاَّ أَطْفَأَتِ النَّارَ ، غَيْرَ الْوَزَغِ ، فَإِنَّهَا كَانَتْ تَنْفُخُ عَلَيْهِ ، فَأَمَرَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله عَليْهِ وسَلَّمَ بِقَتْلِهِ.

1 yorum:

  1. Ben k.Maraş ın Türkmenler köyünde büyüdüm.hoca idi ve bize anlattıklarınızın aynısını söylerdi ben bikere ilk atışta vurduğumu hatırlıyorum. Şimdi bunun günah olduğunu düşünüyorum ama emin değilim .hadis sahih mi bunu merak ediyorum

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...