20 Haziran 2012 Çarşamba

Korku: Şüyuu vukuundan beter




Garibce zaman zaman hatırladıkça anılarını sizlerle paylaşmak istiyor.

Hatun bana bazen kızıyor, “Sen her şeyini olur olmaz biçimde herkesle paylaşıyorsun” diyor. Ben kendime neden Garibce dedim ki! Demek ki var bende bir gariblik. Fazla da değil o yüzden Garibce! Tadında, kararınca olunca her şey iyidir, gariblik bile!

Bir defasında yaz tatilinde memleketteydik. Çocuklar henüz büyümemişlerdi, büyükleri onlu yaşlarda idiler. Hanımın köyü Avlağ’ı ziyaret etmiştik. Avlâ diye teleffuz ediliyor ama belki doğrusu Avlak’tır. Yaylamaktan “yaylak”, avlamaktan “avlak” gibi. Belli ki fiilden türetilen bir yer ismi. Gerçekten güzel bir köy, çanak şeklinde içinden eşli bir su akıyor ama açılan bir ufuk olmadığı için gözün ildiği yerlere kadar bakıp, özgürce hayallere dalma imkânı pek vermiyor.

Oradan akşam üzeri Çataloluk köyüne geçtik. Püsküllü Ali dayıyı ziyaret ettik. Niyetimiz Sarıkaya köyümüze geçmekti. Israra rağmen biz yola koyulduk. Akşam ezanı okunmuş ve hava karmaya yüz tutmuştu.

Sözü geçen bu köyler Orta Toroslarda vadiler içindedir. Etrafları oldukça dağlık ve ormanlıktır. Yer yer alaz olsa da genelde ormanlık alan daha fazla. Belli bir irtifadan sonra herhangi bir ağaç bitmediğinden dağların zirveye yakın kısımları alaz olur, hiçbir ağaç türünden bitki olmaz.  Derin vadiler var, yer yer inler, mağaralar bulunur. Su ise bol, her yerde suya ulaşmak imkânı mevcuttur.

Biz küçük iken bir asker kaçağı vardı ve bizim bu dağlarda eğleştiği söylenirdi. Yanına da kendisi gibi kanun kaçaklarını taktığı ve buralara uğradıkları, azık tedarik ettikleri falan söylenirdi. Biz odun etmeye giderken gördüğümüz her karartıyı eşkıya zanneder ve çiğsir (tırsar) ve korkardık.

O sene terör şayiası vardı. “Falancalar, falan yerde elinde silah olan birilerini görmüş…” Bu kabilden söylentiler konuşuluyor, aslı var yok, duyan duyduğunun yanına birkaç ayrıntı daha katarak aktarıyor ve sanki başka bir haber yokmuş gibi herkes bunu anlatıyor, anlatırken korkuyor gibi de ediyor ve güya sizi uyarıyor.

İşte bu kabilden söylentileri çokça işitmiş birileri olarak bizler o akşam Çataloluk’ta kalmadık ve onların teklifine rağmen yola koyulduk. Vadi boyunca Dereşimli’den geçecek, rampa tırmanacak ve Saraycık’tan aşıp hemen köyümüze ulaşacaktık. On kilometre var yok, yol yakın, ama dar, çok virajlı ve rampa çıkılacak, birkaç iri taşı yola koyuverseler yol kesilebilecek gibi ve böyle bir iş için de yer ve zaman çok müsait. Yoldan geçenler dışında sizi orada gören Allah’tan başka kimse olmaz.

Neyse bir kere çıktık yola. Belki biraz daha ısrar etselerdi kalırdık da! Aslında olacak hiçbir şey yok. Bir şeyin olmuşluğu da yok. Fakat gel gör ki şüyu bulan korku atmosferi gürültü ile yokuşa ağan arabanın içindekileri çoktan sarmıştı bile! Ak mezardan Saraycık’ın tepesine çıkıp da köyün ışıkları görününceye kadar arabada bulunan irili ufaklı altı candan tek bir kelime çıkmadı. Duyulan sadece korku ile alınan nefeslerdi, görülen kaygıdan büyüyen gözlerdi.

Ne zaman ki ışıklar göründü, diller nasıl çözüldü, yüzler aydınlandı, gözler  ışıdı, birbirleriyle takışmaya başladılar görülmeye değerdi.

Meğer ne sârî bir şeymiş korku.

Ve insan vehim dedikleri asılsız şeyin etkisiyle ne kadar acı ve ıstırap çekerlermiş. Bu türden vehimler, korkular nasıl da insanların zevzeklikleri ile beslenir ve büyür, sonra onları çıkaranları da esaretine alır, böylece büyümeğe ve yayılmaya devam edermiş.

Bazı şeylerin şüyuu vukuundan betermiş. Fuhuş böyledir.

Korku da bunlardanmış.

Bittecrübe sabit oldu ve onaylandı.

Güven içinde olmak ne kadar önemliymiş. Kendi öz yurdunda bile üretilen hayali korkular ile yaşamak, korku seline kapılmak gerçekten çok kötü bir şey.

Terör bu silahı çok iyi keşfetmiş. Her vesile ile kullanmaya devam ediyor.

Tek ilacı ise asılsız olan bu türden yaygaralara kapılmamak, inanmamak, yapılması gerekeni yapmaktan bu türden vehimler yüzünden kaçınmamak.

Allah huzurumuzu bozmasın!

Güvenle kalın!



20.06.2012

Garibce

Avlağ Köyü



Çataloluk


1 yorum:

  1. Amin... Hocam keşke bir roman yazsanız. Tasvirleriniz, anlatımınızın akıcılığı çok güzel. Sizin yazacağınız roman kanımca biraz felsefik, epey duygu yüklü biraz da espirili olur. Tadından okunmaz:))
    (bir de hocam, bence bu yazıların altı beyaz olmasa daha güzel olur.Karar sizin tabi)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...