5 Ağustos 2012 Pazar

Tûbâ li’l-gurebâ!


 
Bilenler bilir: Şöyle bir hadis vardır:
بَدَأَ الإِسْلاَمُ غَرِيبًا ، وَسَيَعُودُ غَرِيبًا ، فَطُوبَى لِلْغُرَبَاءِ. سنن ابن ماجة ـ محقق ومشكول - (5 / 124)
Bu hadis yaygın biçimde şöyle anlaşılıyordu: “İslam garib geldi garib gidecek”. Yani kaderi bu, öyle olmaya mahkûm; ne yapsak ne etsek boş!
Haseki’de üç üstattan biri olan Ahmet Muhtar Büyükçınar hoca buna şöyle bir mana verirdi: “İslam garib geldi yani gariblerin, kimsesizlerin elinde doğdu, bu iş böyle başladı. Suheyb gibi, Ammar gibi Bilal gibi kimi kimsesi olmayan gurebanın fedakârlıklarıyla hayata tutundu. Onların canlarından başka kaybedecekleri bir şey yoktu. Onu da Hak yolda feda ettiler; kimi bu uğurda şehit oldu, kimi terk-i diyar etti ve tamamı kendi özyurtlarını terk ederek hicrete mecbur kaldı. Sonra asırlar geçer ve ikbal dönemler biter, İslam hayattan el etek çeker. Sonra tekrar gariplerin elinde hayata yeniden döner. Onlar da aynen ilk nesil garib gureba sahabiler gibidir, Kaybedecekleri bir şeyleri yoktur, en aziz varlıkları canlarıdır. Onu da Hak yola vakfederler, Allah yolunda canla başla çalışırlar ve bu çabaların semeresi ve sonucu olarak İslam hayata yeniden döner. İşte hem başta hem de sonda İslam’ı hayata tutunduracak ve yeniden döndürecek olan gariblere müjdeler olsun!” (ifadeler Garibce’ye ait, mana bu)
Eğer bu yorum isabetliyse, bu asrın garib gurebası bana İmam Hatip nesli gibi geliyor. Bunların çoğu gariban kesimin çocuklarıydı; İmam Hatip Okulları sayesinde okudular. Eğer İmam Hatip olmasaydı onların büyük çoğunluğu okuyamazdı. İmam Hatip halkın fukara kesiminin çocuklarını okulla buluşturmada bence çok önemli bir işlev görmüştür.
Bu okullarla buluşan bu çocukların, geri dönüşlerinin imkânı yoktu. Çünkü döndüklerinde kendilerini bekleyen olumlu hiçbir şart yoktu. O yüzden de okumak ve başarmak zorundaydılar. Harçlıklarını kazanmak için amelelik dâhil her bir şeyi yaptılar. Birçok vakıf insan da onları kol kanat oldu. Kervan yolda düzülürdü ve bunlar da öyle oldular. Yatılı okullar, pek çok öğrencinin -Garibce de dahil- okuyabilmesinin imkânı olması yanında öğrencilerin birbirlerini daha iyi tanımalarının ve aralarında kalıcı dostluklar oluşturmanın imkânını da hazırladı.
Bir dava vardı adanmışlık. Bir misyon vardı üstlenilmişlik. Şapkalarının beyaz şeritleri vardı leke götürmez. Öyle inandırılırlardı, onlar da öyle inanırlardı. Diğer okullarla yarışırlardı, her alanda kendilerini ispata mecburlardı. Aşağılanma, hor görülme algısı ancak böyle aşılır ve kırılırdı.
Onlar yoksuldular ve “vatandaş”a rağmen halkın umuduydular. Garip şekilde halk bunlara güvenir, saygı gösterir, torunu yaşındaki çocukları kendi meclislerinde başköşeye oturtur ve hatta kimi hallerde ellerini bile öperlerdi. Çünkü onlar, halk için karartılan dünyalarına gök kubbeden sızan cılız da olsa bir ışık huzmesi ve umudun adıydılar.
Anadolu irfanı yanılmadı. Zaten hiç yanılmamıştı. Ve İmam Hatip okulu gün geldi ülkenin kaderine el koydu. Yıllardır yatağını yitirmiş su mecrasını bulmaya başladı.
Şimdi daha zor olanı bu sürecin sürdürülmesi gereği. Çünkü refah ve başarı ile birlikte asabiye zayıflar… Bedevîler, Hadarîlerin yerlerini alırlar. (İbn Haldun öyle söylüyor)
Yıllar sonra geriye doğru bakılınca görülen buydu.
Tûbâ li’l-gurebâ!

05.08.2012
GARİBCE


3 yorum:

  1. herdogan38@.
    Allah Hakk ve halkın teveccühüne layık kılsın...

    YanıtlaSil
  2. Tûbâ li Garibce! Selamlar. İsmail Taşpınar

    YanıtlaSil
  3. İmam hatipler üzerine bu hayali yorumları abartılı buluyorum, imam hatipler elbette önemli ama islam, sadece islam coğrafyasından ve Türkiye den ibaret değil. İslam alemi olarak küresel düzeyde Allah a güven aşamasını geçip aziz kur,an dan hayatın her alanına ve kimsenin itiraz edemiyeceği fıtrata uygun tatbik edilebilir bir hukuk sistemi, sosyal doku öngörüsünü insanlığın önüne surebilecek akli, fikri, irfanı ve imani düzeyde miyiz. Devasa müktesebatımıza rağmen hemen şimdi insanlığın önüne ne sunuyoruz. Bugün islam aleminin üzerinde mutabık kalacağı bir pratiğimiz var mı elimizin altında. Bakınız islam alemi kendi içindeki problemleri çözmekten aciz. Halen tv lerde cariye köle hukukuna dair fetvalar veriliyor, fırsat bulan bu fetvaları tozlu raflardan indirip tatbik ederek insanlık dramları üretiyor. ilahiyatçılarımız geçmişin bağlarından kurtulup reşit olamamış ki bu problemlerin üzerine gidebilecek cesaretleri olsun. Kurdukları alimler birliği köleliğin caiz olmadığına kur an ve sünnet yerine birleşmiş milletleri referans gösteriyor, sadece bir örnek üzerinden gittim. Bahsettiğim problemlerin ureticileri içinde de çözüm beklenenlerin içinde de Türkiye ayağında imamhatipler var daha söylenecek çok söz var. Saygılar...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...